Breaking News
Test_Reysingçinin_Husqvarna_Enduro_Motokros_İle_İmtihanı
beylikdüzü escort

Test: “Reysingçinin” Husqvarna Enduro-Motokros İle İmtihanı!

HUSQVARNA_my_2015_Yıllarca çeşit çeşit motosiklet kullandım, test ettim fakat bir çok meraklı hatta yarışçı arkadaşlarım olmasına rağmen şu enduro toz-toprak işine hiç heves etmemiştim. Geçenlerde bir gün Trial Motor A.Ş.‘den bir telefon geldi: MotoEtkinlik.com olarak off-road segmentinin en iyi markalarından Husqvarna‘nın 2015 modellerinin Lulea‘da gerçekleşecek tanıtım-testine davetliydik. “Bu Lulea nere ola ki” derken kendimizi sıradışı bir atmosferde bulduk. İşte o test macerası…
Yazı: Ahmet Köseoğlu

Enduro_motokros_kıyafeti
Kıyafet Tamam da Motoru Kim       Kullanacak? 😀                                     Kask-Pantolon-Jersey-Korumalı Tayt-Eldiven-body armour: Troy Lee Designs, Bot: Gearne, Google: 100%

Pedli Tayt..
Enduro testine gidiyordum ama benim tüm kıyafetlerim yol odaklıydı. Korumasız motosiklete binmemeye özen gösteren biri olarak ilk iş kaliteli Enduro ekipmanı bulmak oldu. Eee can tatlı haliyle, hem serde acemilik de var… Ayrıca endurocu işi düşme kalkma dünyası -bkz. ana fotoğraf!-… Bu noktada İstanbul Moto 212 mağazasından en koruyucu olanlarından affedersiniz ped korumalı tayta-dona kadar kıyafetleri düzdük. Herşey tamamdı. “İyi de ben acemiyim, yanıma bir de bu işi profesyonel yapan birisini alırsam bu iş 4×4’lük olur” diye düşündük aklımıza henüz 18 yaşındaki Türkiye Motokros Şampiyonu Sinan Memnun geldi:

Alo Sinan!
+Efendim Ahmet Abi..
Pedli taytın var mı?
+Ne abi? asdfghjj..
… Nasıl ne?!.. Ben aldım..
+…mpjmtjpg… Neyi abi?
Neyse boşver. Haftaya Husqvarna’nın 2015 modellerini Test etmeye gidiyoruz hazır ol!
+Abi ciddi mi söylüyorsun?
Evet!…
+Hobaaaaa!

Sinan_Memnun_Ahmet_koseoglu_Andreas_GlavasYolculuk Başladı
Lulea İsveç‘teymiş, hatta kuzey ucundaymış… Atatürk Hava limanından önce Stockholm’e, oradan da aktarmayla daha yukarıya Lulea Hava Limanı’na uçtuk. Uçaktan indiğimizde Sinan’ın kayıp bagajını beklerken Yunan meslektaşım –aynı zamanda enduro yarışçısı- Andreas Glavas’a rastlayınca askerlik arkadaşımı görmüşçesine sevindim. “Reyis naber ya nerelerdesin kayboldun ortalıktan, olm özledik lan” diyecektim ki İngilizce’nin konuşulmaya konuşulmaya nasıl da unutulmaya müsait bir dil olduğunu oracıkta idrak ettim. “Dude” mu diyeyim “buddy” diye mi sesleneyim –ya bu bangbrosstakiler ne diyordu- derken Andreas’ın gözlerindeki endişeyi fark edip “Noldu panpa Karadeniz’de gemilerin mi battı” diyemedim… ona benzer birşey söyledim: –What happened?– 🙂 Üzgün bir ses tonuyla “Yahu bagajım kayıp, Yunan’da Çakal Turizm AŞ. yetkilisi aktarma yapmama gerek olmayacağını söylemişti ama bagajın nerede olduğu belli bile değil” dedi -bende dil çözülmedi ama kulaklar 10 numara-. Yanımdaki Sinan’a dönerek “Bak gördün mü Sinan reyis, sen en azından Stockholm’de bagajını gördün herif daha Yunan’dan çıkarken kaybetmiş” dedim…




Biraz dalgamı geçeyim derken o an İki profesyonel off-road motosiklet kullanıcısının yanında sadece 5 dakikalık enduro tecrübeme rağmen –yanlış olmasın o da koşu ayakkabılarıyla- sadece benim motosiklet kullanabilecek olduğumu fark ettim. Savaş nedeni sayılabilecek bu durumun daha da üstüne gitmemeye karar verip yepyeni Troy Lee Designs enduro pantolonumu, jerseyimi, eldivenlerimi, body armourumu, pedli taytımı (bildiğin kadın pedi değil bunlar aga; kıç üstü düşünce totoyu koruyan sünger pedlerden) , dizliklerimi, kaskımı, %100 google’ımı ve Gearne botlarımı Sinan ve Andreas’ın beğenisine sundum. Andreas kafasını eğip ayaklarıma bakınca ben de baktım… Sinan’ın da Andreas’ın da ayak ölçüleri çocuk mezarı boyunda olunca Moto212’de arkadaşımın “Müdür bunlar sana en az 5 yıl dayanır” dediği kıyafetlerimin 1 günde eskimesinden sıyırdım -ohh bee-…

Hava alanındaki bagaj memuresine çirkeflik yapmaktan başka çaremiz kalmamıştı… Kendisine her birimizin basın mensubu olduğumuzu güzelce anlatıp bagajları bulmayı görev edindiğine emin olduktan sonra Hotel’e doğru jilet gibi giyinmiş Pakistan’lı taksi şoförünün yeni Volvo’suna bindik. Arabanın neden yeni olduğunu 8 kilometrelik yol için 27 Euro verince anladık. Hotel’e vardığımızda hemen girişte bizi 112. yılını dolduran İsveçli Husqvarna’nın en eski modellerinden biri ve Sinan’ın ağzının suyunu akıtan 2014 Dünya MX Şampiyonası’nda mücadele eden motosiklet karşıladı.

2015 Husqvarna Modelleri Teknik Özellikler İçin Tıklayın!

“Hotel, manzara ve yatak harika..”
Uzun yolculuk sonrası hayatımda uzandığım en güzel yatağın olduğu -bu konuda Sinan’la hemfikiriz- odada hazırlanıp kokteyl için binanın en üst katında bulunan restorana çıktım. Nefis manzara eşliğinde sağa sola serpiştirilmiş Husqvarna motosikletlerin arasında ellerinde içecekleri havyarlı-balıklı kanepeler yiyen bohem insanları ve sevecen İsveçli bayan arkadaşları görünce kendimi İskandinav Airlineas’ın avam kamarasından sonra lordlar kamarasına düşmüş Hint fakiri gibi hissettim. Herşeyin “Agaya  beleş” olduğunu anlayınca da söylemesi ayıp ama mide redline’a girdi.…

Batmayan Güneş Yapmışlar PanpaLulea_sun

Jawasaki_Lulea_Husqvarna
Lulea’da gecenin körü! Apaçi test pilotumuz Jawasaki uyuyamayınca manzarayı seyre daldı…

“Kemıl var mı abi”
Kokteylde ilk tanışma faslı, ayaküstü birkaç atıştırma ve geleneksel İsveç arpa suyu sonrasında yemek yemek için restoran bölümüne geçtiğimizde saat 10’a geliyordu. Sinan ve Andreas ile beraber bir köşeye geçmiş olan Husqvarna mühendislerinin masasına kurulup yemekle birlikte yakın arkadaşlıklar kurmaya başladık. Gece saat 12 olduğunda hava akşamüzeri 8 gibi aydınlıktı ve saat-hava-bünye koordinasyonu error verdi. Hala ufukta görünen güneş kendine baktırmıyor, gözleri alıyordu. Batmayan güneşi kitaplardan okumuştuk ama Lulea’da olaya canlı olarak tanık olurken kendimi indirim sonrası bakkalda sigarasını bulamayan Kemıl tiryakisi gibi hissettim:-Kemıl var mı abi? +Yok –Abi Hiç Mi yok? +Yok arkadaşım, kalmadı bitti! –Bize de mi yok be abi?… -Yok ulan, YOK!

Batmadı!
Ben de kendi kendime soruyordum, yahu hergün batırdığımız güneş acaba “hiç mi” batmayacaktı… Batmadı müdür… Gece 2 gibi bir ara binaların hemen üstünde ufuk çizgisine kadar indi sonra yeniden yükselmeye başladı. Hem meraktan hem de o batmayan güneşten beni ilk gece uyku tutmadı. İstanbul’un yakıcı sıcağı sonrasında serin hava müthişti ama buralarda sıkça rastlanan intihar vakalarının önüne geçmek için pencereler kilitliydi: hotelde hiçbir pencere açılmıyor!

Göl manzarasına her baktığımda bünye sanki sabah olmuş gibi kendini uyandırıyordu. Gecenin körü-aydınlığında çıkıp etrafı turlayıp geldim. Sabaha karşı perdeleri falan iyice kapattım da öyle iki saat kadar uyukladım. Oysa Lulea’ya gelirken “Ahmet abi ben güneş batmayınca psikolojik olarak uyuyamam” deyip beni dolduran Sinan’a “gündüz uykusu gibi düşün abicim” demiştim. Sinan’la kahvaltıda buluştuğumuzda sordum:

“Ya Sinan ben gece güneşi görünce bi’garip oldum uyuyamadım, dolaştım falan, sen naaptın?”
-“Abi ben acayip uyudum yaa…”
“Ne? Hani uyuyamazdın…” Herif bizi zehirleyip kendisi fosur fosur uyumuş iyi mi… 🙂

Motokros_pisti

…Bu Değil, Bu Bizim Köyden Değil!..
Yarı uykulu 25 kadar basın mensubu bir otobüse doluşup piste doğru yola çıktığımızda Sinan, Andreas ve ben köyden gelmiş tazeler gibi otobüsün en ön koltuklarına kurulmuştuk. Hesapta yolu izleyeceğiz ya… 20 dakika boyunca ağaç-yeşillik-ağaç-ağaç-yeşillik-ağaç-ağaç bir de yine ağaç gördükten sonra göz kapaklarım tam kapanıyordu ki “oovvv”, “aaavv”, “yeeeaahh”, “oooh” şeklinde sesler yükseldi. “N’oluyor” diye önce otobüsün arkasına sonra da herkesin baktığı sağ tarafa gözlerimi çevirdim. Meğer yeşilliklerin arasında bir parkur belirince meslektaşlarım yarı uykulu seslerle “Ahanda geldik” yaygarası yapıyormuş :). Yahu “vaaay” falan desenize “aahh” “oohh” diyorsunuz… O ara Husqvarna etkinlik sorumlusu kibarca “Bizim pist daha büyük” deyince otobüsten yeniden “oovvv”, “yeeahh”, “wauuv!” “iyoooiiih” sesleri yükseldi. Ben de sizin gibi o sondaki “iyooyihh” sesine takılıp otobüsün arkasına baktığımda Rus bayan basın mensubunu ve İsveç’li uzun sarı saçlı melakeleri gördüm… (hanım sen bu paragrafı okumasan ne güzel olur yaa, valla bak!..)

“… ben yanlış otobüse mi bindim” geyiğine kadar uzanan karışık hislerle bir yandan sevinip diğer yandan 5 dakikalık endurocu tecrübemi hatırlayıp kendi kendime “Ahmetçim parkurda senin hesabını dürecekler sen ağaçlara bakmaya devam et, hatta bakma uyu” deyip looser moda geçtim. Yemyeşil ormanla çevrili otobanda 15-20 dakika kadar daha yol alınca sol tarafta tepelerin üstünde büyük bir motokros parkuru belirdi. Otobüsün içi de yeniden ve daha yüksek “Oouuuvv”, “Aaaahh”, “Oohhh”, “Ooiiiyhh” sesleriyle inledi –şimdi düşünüyorum da otobüsün en arkasında kesin birşeyler vardı-. Bir tepenin tam ortasında fena bir motokros parkuru vardı. Ben de “Vayyy ne acayip parkur yapmış adamlar” derken: Husqvarna yetkilisi bu defa: “Yok bu da değil, bunu ilk defa görüyorum” demesin mi… Meğer sonradan öğrendik ki adamlar gece pek uyumadığından 5 gündür bu yolda otobüste gelip giderken hep uyuyorlarmış iyi mi… 😀

2015_Husqvarna
24 tane 2015 Husqvarna MY 2015

Off-Road Cenneti
Yazın güneşin batmadığı kışın doğmadığı İsveç’in kuzeyinde adını bile ilk defa duyduğum Lulea kasabasının iyice kuzeyine yol alırken her 20 dakikada bir parkur görünce motosikletle henüz barışamamış ülkemin enduro-motokros yarışçılarını düşündüm; yeminle kendi kendimize acıdım… Otobüste artık herkes ağzından salyalar akıtarak uyumaya başlamıştı ki şoför bir yan yola döndü. Önce bizimkilerle kıyaslayınca dev boyutlarda bir gokart pistinin yanından geçtik. Burası Yamaha YZF-R125 İspanya Testindeki GoKart pistinden de büyüktü… 200 metre daha ilerleyip otobüs durdu. Solumuzda Sibirya’da çalışmış olan babamın anlattığı o uzun beyaz zarif gövdeli huş ağaçlarıyla çevrili muazzam bir offroad parkuru vardı. Enduro parkuru da buranın çevresindeki ormanlık alanın içerisindeydi. 24 tane ‘yepisyeni’ Husqvarna motokros ve enduro motosiklet tek sıra içtimada bizi beliyordu. Tüm basın mensupları birbirleriyle yarışırcasına otobüsten inerek valizlerini alıp soyunmaodasına koşturdu: Andreas ve ben hariç… Şanslı Sinan’ın bagajı bulunmuş ve hotele gelmişti ama Andreas’ınkinden haber yoktu. Benimse acelem yoktu -looser/ezik mode-…

husqvarna_lulea
1- Husqvarna Yarış Tırı. Aynı anda 5 motosiklet-yarışçıya servis veriyor! 2- Test esnasında kullanılmak üzere ayrılmış yedek lastikler. 3- Motokros parkurunun girişi ve Ambulans! 4- Motokros pistini işaret eden tabela. 5- Daha 1. dakika da atladığımız Enduro Parkurunu işaret eden tabela…

Sınav Başlıyor/ Dakika 1, Gol 1
Soyunma odasından en son çıkan kişilerden biri olarak testin ilk 45 dakikası için 24 motosiklet arasından payıma TE125 (İki zamanlı Endruo) düştü. Hafifçecik bir enduro motosiklet. Heyecanla üzerine atladım ama destursuz burnumun dikine gazlayınca Enduro parkurunu işaret eden tabelayı fark etmeyerek kendimi motokros parkurunda buldum. “Hay Allah şimdi terse dönmeyelim, hazır gazı da almışken bari turu tamamlayayım da öyle çıkayım” diyerek iki zamanlı 125 cc Husky’mi rampalara doğru gazladım. 1. rampa, 2. rampa, 3-5-15… ya arkadaş bu parkur bitmek bilmiyor! Neyse ki parkur herkes için yeniydi de acemiliğim çok sırıtmadan -enduro motorla motokros rampalarında daha da nasıl sırıtacaksa- hayatımda ilk defa girdiğim motokros parkurunu tamamlayıp yolda ilk gördüğüm Husqvarna giyimli vatandaşa “Abey buralarda bir Enduro parkuru olacaktı” diyecek oldum ki motorun önündeki farı gören herif daha ben ağzımı açmadan sağ tarafta duran büyükçe Enduro tabelasını parmağıyla işaret etti. Dünyanın teee bir ucuna gidip enduro motosikletle motokros parkuruna giren tek… alık ben miydim; tabii ki değildim. Allah aşkına diğer kişiyi ben söylemeden siz tahmin edebilir misiniz? Kim olabilir bir düşünsenize… Evet; Sinan. 😀 Ben zaten onu izlemiştim… O da Husqvarna TE250 ile (2 zamanlı 250’lik Enduro) burnunun dikine gitmişti :).
Allah’ım şansa bak dakika bir gol bir hatta gol iki!… Macera başlamıştı!
İKİNCİ BÖLÜM

Test Güncesinin 2. Bölümü “Bi Arkadaşa Bakıp Çıkacaktım” İçin Tıklayın

www.MotoEtkinlik.com adresinde yer alan yazıların telif hakları Motoetkinlik.Com’a ait olup kaynak gösterilmeden izinsiz kullanılmaları yasaktır!

Husqvarna_enduro_offroad_motorcycle_Motoetkinlik

Test pilotu: Ahmet KöseoğluMotosiklet: Husqvarna TE125, Giysiler-kask: Troy Lee Designs Moto 212Bot: Gearne, Google: 100%Moto 212

About Ahmet Koseoglu

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.