istanbul escort bayan
Husgvarna_crash_motocross

Test: “Reysingçinin” Husqvarna Enduro-Motokros İle İmtihanı-2!

Yıllarca çeşit çeşit motosiklet kullandım, test ettim fakat bir çok meraklı hatta yarışçı arkadaşlarım olmasına rağmen şu enduro toz-toprak işine hiç heves etmemiştim. Geçenlerde bir gün Trial Motor A.Ş.‘den bir telefon geldi: MotoEtkinlik.com olarak off-road segmentinin en iyi markalarından Husqvarna‘nın 2015 modellerinin Lulea‘da gerçekleşecek tanıtım-testine davetliydik. “Bu Lulea da nere ola ki” derken kendimizi sıradışı bir atmosferde bulduk. İşte o test macerası: BÖLÜM 2! Yazı: Ahmet Köseoğlu

İsveç Lulea Husqvarna MY 2015 tanıtım-test güncesi Bölüm 2! Birinci Bölüm İçin Tıklayın!

Husqvarna_Enduro“Bi Arkadaşa Bakıp Çıkıcam Reyis!”
Ormanlık alandaki Enduro parkuruna girer girmez kafamda deli sorular belirdi ilki de şuydu: “Lan bu nasıl parkur a.…?” 3 gündür devam eden testlerde bizden önceki basın mensupları -ki birçoğu aslında dünya çapında profesyonel yarışçı- enduro parkurunu define avcılarının yağmaladığı Roma mezarlarına çevirmişti. Her yer bacağım kadar çukurlarla dolu; birinden kaçsan diğerine balıklama dalıyorsun, engeller, ağaçlar, çukurlar, kayalar, atlayışlar… Derken aklıma yeni bir soru geldi “Motokros parkuru sür sür bitmemişti; acaba bu enduro parkuru ne kadar uzun?”… Offf yine ağaçlar…

Bu insanlar nerede?
“Bu parkur geçilecek arkadaş öyleyse bas gaza” deyip durumdan zevk almaya karar verdim… O ilk turu tamamlasam direk kendimi dışarı atacağım. Parkurun ortalarında sandığım bir yerlerde yavaş yavaş Husgvarna TE125’e alışıp başta Çin işkencesi gibi gelen parkurun keyfine varmıştım ki birkaç kere patika yol ikiye ayrıldı. “Sol” tarafı tercih edip devam ettim ama aklımda da yeni sorular uçuşmaya başladı: “Ben niye kimseyi görmüyorum, neden kimse bana tur bindirmedi, lan bu insanlar nerede?”… Motoru durdurdum, şöyle bir ormanı dinledim. Kuş sesleriyle karışık uzaklardan belli belirsiz ağaç kesme sesleri geliyordu: bızzzzzznnn bızn ZzzzzzzıınnNNN! “Tamam “sıkinti” yok yola devam” deyip Husky’yi tepikledim. Acayip de kolay çalışıyor, sağolsun beni hiç üzmedi. Ağaç köprülerden, mezarlardan, dere içlerine ine-çıka yol alırken boyum kadar otların arasında bir şey belirdi. Ben yerdeki taşların fizibilitesini yapıp hangisini daha önce alabilirim, terse çıkarsa hangi aradan gazlayıp kaçabilirim diye türev-integral kasarken omzuna koyduğu bazukasıyla İtalyan kameraman Eros yola atladı –evet ormanın içinde rastlayınca ismi bile biraz “sıkintili” ama sevinçten o an ona sarılabilirdim-. “Vay müdür sen haa? Gel bakayım şöyle seni de aradan çıkaralım” deyince başta “hoop n’oluyoruz” olduysam da “Sen şuradan gel ben de buradan vidyonu çekeyim” deyince iş anlaşıldı.

5 dakika daha önceden, 30 dakika da şimdi etti toplam 35 dakika enduro tecrübesiyle film işine girdik… TE125 ile zorlu bölümlerde cebelleşirken meğer motora baya alışmışım; video olayını sandığımdan çok daha kolayca aradan çıkardık. Çıkardık da o ana kadar ben de vücudumdaki tüm suyu terleyerek dışarı çıkarmıştım. Endurocuların su çantasını neden taşıdığını ıslak iç çamaşırım sayesinde o an çok net anladım.

Husqvarna_2015_kolaj
1- Gece güneşinde kafayı yemek üzere olan Jawasaki. 2- Teste başlamadan önce enerji dolu Jawasaki, 3- İlk parkur sonrasında dağılmış sakisi gitmiş Jawa’sı kalmış ama mutlu Ahmet Köseoğlu ve tarihi Husqvarna 510! :) 4- Multimedia/video sorumlusu Eros = Kral! 5- Gelecek vadeden Türkiye Motokros Şampiyonumuz Sinan Memnun! 6- Kafeteryada yemek zamanı; en solda tabaktan çiğnemeden yutan kişi Sinan! :)
Husqvarna_jump
Husqvarna TE125

“Şuradan Atla”
Harap ve bitap halde yola devam ettim. Derken bir baktım bizim Yamaha MT-125 testinden kanka fotoğrafçı Marcello. ‘Panpa tüm arkadaşlar burada galiba, içeride başkası var mı’ demeye kalmadı bana bir çukurun sonundaki üst üste yığılı ağaçları gösterip “Şuradan atla” dedi… Söylemesi ne kadar kolay “Şuradan atla”… Herif 3 gündür yarışçılarla takıldığından önüne geleni Jarvis sanıyor, onun da şakulü kaymış. Sesimi çıkaramadan çukur ve ağaçlara şöyle tekrar bir baktım, sanki hergün yaptığım birşeymiş gibi “Tamam lan, pilavdan dönenin kaşığı kırılsın” dedim… Az ileriden döndüm, çukura girerken biraz gaz açtım, gidonu da kendime doğru çektim… aha! 10 numara atlayış oldu. Kaskın içinde bir mutluluk çığlığı bile attım: “wuuuuhuuuUU!”. Marcello’ya “Nasıl oldu” dedim. “Çok güzel, çok güzel; bir daha yap” dedi. “Hııı?!.. (uzun bir yutkunma süreci) hı hııı..”. ‘Yahu güzel olduysa neden tekrar yaptırıyorsun be adam’ diyemedim tabi… Gazı da almışken yeniden döndüm çukura girerken gazı verdim gidonu kendime doğru çektim; 10 numara bir düşüş oldu… Atlayamadım ya la…

Zaten yorgunluktan gebermişim, düşmüşken yerde biraz uzandım. Marcello yanıma geldi: “İyi misin bro?”… Yavaş hareketlerle yerden kalkan beni gözünüzde canlandırın, aynı zamanda da şöyle deyin: “Marcello ben senin çekeceğin fotoğrafın daaa… bu ağaçları çukurla yan yana koyanın daaa…”

motorcycle_crash_enduro_motosiklet_kazası
10 numara düşüş! :)

Yerden kalktım, üstümü başımı silkeledim. Kolumu, bacağımı dizlerimi kontrol ettim “sıkinti” yok. TE125’te de bir-iki çizik harici bir şey yok. Allah Troy Lee Designs korumalarımdan-kaskımdan Gearne botlarımdan bin kere razı olsun! Sağ yanım şuan varsa hep onların sayesinde. O pedli tayt (bkz:1. Bölüm) ve body armour eli öpülesi icatlarmış.

+“Kanka istediğin gibi oldu mu, düşüşümü çekebildin mi?”.
-“Çektim”.
+”Tamam ben gidiyorum zaten bir arkadaşa bakıp çıkacaktım! …”

2 Zamanlı 250’lik Motokros: Hadi Uçalım Bebek
Bekleme noktasına tam zamanında gelmiştim. Düşünün 45 dakika da Enduro parkurunda tek turu anca tamamlamıştım. Husqvarna tırının kenarında su sebilini görünce yapışıp ağzımı musluğuna dayamak istedim… Galiba 1,5 litre su içtikten sonra ancak kendime gelebildim. Biraz soluklanmıştım ki Husgvarna mekanikeri 2. motosiklet olarak seçtiğim Husqvarna TC250’nin hazır olduğunu söyledi. 125’lik 2 zamanlı enduronun hakkından gelmiştim 250’lik ne kadar zor olabilirdi ki… -Bunu ölmeden önceki son sözlere ekleyin!-




Husqvarna TC250’nin bu kadar güçlü olduğunu nereden bilebilirdim ki… Yol motosikletlerinde 250 cc bir motorun gazını sonuna kadar çevirirseniz 1000 cc ya da 600 cc süpersport motosiklete kıyasla o 250’lik makina adeta bir otobüs gibi hızlanır (benzetmeye aldanmayın en kötü 250’lik otobüsün canına okur o ayrı). Fakat söz konusu kuş gibi hafif şasi üzerinde tek silindirli 2 zamanlı motor olunca durum acayip farklı. Asfalt pistte 1000 cc superbike neyse toprak üzerinde de 2 zamanlı 250’lik o anlama geliyor hatta daha feci… Gezinti için düşünüyorsanız iş farklı tabi ancak ‘motosikletin hakkını vereceğim’ derseniz Husqvarna TC250’nin gaz kolunu çevirdiğinizde altınızdan kaçmaya kalkışan bir kısrak gibi tek tekere gelerek öne fırlamasına hazır olmalısınız. Ben bunu daha ilk rampada öğrendim…

Husqvarna_TC250
Husqvarna TC250 & Jawasaki Acemiyiz dediysek motosiklet kullanmadık demedik… ;)

Uçuyorum Kanka
Motokros parkurunun bazı yerleri kumluk ve çok yumuşak bazı yerleri toprak ve sert, bazı yerleri ise yumuşak çamur toprak. Husqvarna TC250’nin gazını nerde ne kadar açtığınıza çok dikkat etmem gerekti. 250’lik 2 zamanlı motor çok hızlı devirlenerek arka tekerlek anında toprağı kazmaya başlıyor. Motorun gücünü ve tepkilerini biraz öğrendikten sonra parkura alışma sırası geldi. Bazı rampalar insanı ileriye bazı rampalar ise göğe doğru atıyor. Karşıma ne çıkacağını bilemediğim zorlu enduro macerasından sonra birkaç turda tanımaya başladığım motokros parkurunda keyifli keyifli gazlamaya başlamıştım. Her rampa ayrı bir eğlence olmaya başlamıştı ve kendi kendime “Çözdüm bu işi ben ya” dediğim an Ikarus Sendromu kulağımı çekti. Parkurun arka düzlüklerinden birindeki büyük rampaya biraz hızlı dalınca haddim olmayarak sanırım 4-5 metre kadar yukarıya ve 7-8 metre ileri doğru uçtum. Uçtum uçmasına da yeterince sıkı tutmadığım için o sol elcik elimden çıkıverdi… Düşüşte şansıma arka tekerlek önce toprağa değdi de motoru bacaklarımla sıkarak tuttuğum için ayaklarım ayaklıktan ayrılmadı ve tüm yükümü oradan motosiklete ve dolayısıyla 4CS amortisörlerle yere verebildim. Kafam gidona doğru gitti geldi ama vurmadım. Bu tarz motorlarda atlayışlarda bacaklarla motoru tutmak gerekiyor, bunu biliyordum ama güçlü sıçrayışlarda kollarımı serbestleştirirken gidonu sıkı tutmayı atlamıştım… O gidon üstüne koyulan ve yeni modellerin tanıtımında anlatılırken “lan benim BMX’te de var o n’olcak ki” diye düşündüğüm gidon pedinin sırrını oracıkta öğrendim: çünkü az daha kafayı oraya gömüyordum. Sağıma soluma baktım bir bayrak hakemi “Nası düşmedin lan sen?” bakışlarıyla elini zafer işareti yapmış bana gösteriyordu. Aynen karşılık verirken havada başladığım Elham suresini tamamlayıp yeniden gazladım. O an motorda güç modu olduğu aklıma geldi. Sağ elcikte küçücük bir düğmeyi sağdan sola alıp patlayıcı gücün daha yavaş ortaya çıkmasını sağlayan yeni haritaya geçtim. Ah şöyle bee, bu neden benim aklıma daha önce gelmedi ki…

Bir ara parkurun ilk bölümünde kenarda Andreas ile konuşan Sinan’ı gördüm. İkisi de bana gözleri kocaman açılarak baktı. Ya da şöyle söyleyeyim ben önce bana baktıklarını sanmıştım ama onlar motora bakmışlar… Sonra Sinan şöyle dedi: “Ahmet abi sen 2 zamanlılarda 125’liği 4 zamanlılarda da 350’liği geçme abi.” Yani diyor ki: acemi adamsın ne demeye 2 zamanlı 250’lik motoru aldın! “Hulen Sinan iki gündür beraberiz 8 saat yan yana uçtuk şunu daha önce söyleseydin ya kardeşim, hem ben sıradaki motora da çoktan yazıldım…” Andreas ganimet bulmuş korsan gibi “motorları değişelim mi” dedi. “Al kanka benim için fark yok ki illa birinden düşçem nasıl olsa…”

Husqvarna_FE350
Husqvarna FE350

Andreas’la motorları değiştik. Hangi motoru aldığımı merak ettiniz değil mi? Takmadığım için benim de seleye oturduktan sonra bakmak aklıma geldi: Husqvarna FE350. 4 zamanlı 350 cc’lik kros motosiklet TC250 ye kıyasla bir tık daha uysal. Gaz kolunu açtığınızda TC250’ye nazaran kıçınıza azıcık daha usturuplu bir tekme vuruyor ama o tekmeden kaçış yok… Birkaç tur da FC350 ile attıktan sonra bekleme alanına geldim. Su sebiliyle tekrar yakın ilişkiye girdikten sonra yeni motorumu teslim aldım: 13 numaralı Husqvarna TE250 yani 2 zamanlı 250 cc’lik enduro. Sinan’ın şu alma dediklerinden…

Enduro parkuruna yeniden daldığımda ilk iş motorun güç modunu aramak oldu. Enduro parkurunda biraz boğuşunca gücüm tükendi. Yaklaşık 1 buçuk saattir motor üzerindeydim ve artık dinlenme vaktim gelmişti. Gözüme ilişen ilk kaçış noktasından bekleme alanına döndüm ki zaten 15 dakikam kalmıştı.

Lulae Çakalları
Motoru teslim edip kafeteryanın kapısından adımımı atmıştım ki en az 10 kişinin benden önce motorlarını bırakıp yemek yemeye başladığını gördüm. Vay çakallaaaar, ben bu halimle parkurda debelenirken… Ben Sinan’ın uçakta ballandıra ballandıra anlattığı kırmızı böğürtlen aromalı hafif şekerli İsveç limonatasından alırken; Sinan ilk parti yemeğini bitirmiş oturduğu yerinden: “Ahmet abi o etten çok al” diye seslendi. “Lan sen de mi burdasın…” Şu kırmızı limonata ölü endurocuyu dirilten türden garip bir iksir, gerçekten acayip iyi gidiyor. Et dediğimiz de çok sonradan öğrendim ki geyik etiymiş. Hani motokros parkuru ve go-kart pisti faal işlediği için herifler buraya bir kafeterya koymuşlar üstelik de restoran kalitesinde yemek çıkarıyor. Adamlar yaşamasını biliyor be müdür…

Husqvarna_2015_kolaj
1- Rus meslektaşım! ;) 2- Kafeteryada yemek tabağıma taarruz eden Sinan’ın eli… 3- Güneş, toz, toprak, yağmur, çamur, soğuk, bir sürü düşüş: konsantre enduro deneyimi. 4- Kaskıyla duş alan endurocu!

Yemeği yedik biraz dinlendikten sonra günün ikinci parti sürüşleri başladı. İlk iki motosiklet olarak TC125 (iki zamanlı 125 cc motokros) ve FC250 (4 zamanlı 250 cc motokros) modellerini seçmiştim. Yemek ve sanırım bir sürahi kadar o kırmızı limonatanın ardından zihnim açık bir şekilde Piste daldım. İşte o an bir rampada şurada anlattığım olay başıma geldi: Dünya MX Şampiyonası’nda mücadele eden Husqvarna pilotu üzerimden uçtu -rahat olun sadece benim üzerimden değil-… Tabi ben bu acayip atlayışları gördükçe –bir diğer anlatımla ezildikçe- biraz daha cesaretlenip gaz açmaya başladım. Offroad işine yeni merak salan biri olarak 2 zamanlı 125’lik ve 4 zamanlı 250’lik tam benim kalemlerdi. Günün 6. motosikleti FC250 ile turlarken, sabah enduro motosiklet ile girdiğimde bitmek bilmeyen motokros parkuru artık lunapark gibi eğlenceli geliyordu. Yalnız yeni bir deneyim daha beni bekliyordu: yağmur.

OffRoad Kafası
Öğlene kadar hafif bulutlu-güneşli hava yerini biranda kara bulutlara bıraktı. Önceleri çiseleyen ve yağmayacak galiba dediğim hava birden patladı ve Husqvarna FC250’nin üzerinde sırılsıklam oldum. Parkurda artık küçük gölcükler vardı. İlk turlarda yumuşak ve kaygan kumluk bölümlerden daha kolay geçmeye fakat yağmurdan çamur deryasına dönen toprak parkurda acayip kaymaya başladım. Hava da soğumuştu. Düzlüğe gelip de gazı açtığımda sırılsıklam vücudum zaman zaman titriyordu. Sabah sıfır haldeki Troy Lee Design giysilerim baştan aşağı çamurdu… O ensemden girip sırtımdan o malum hedefe doğru akan çamurlu suya rağmen kaskın içerisinde koskocaman gülümsüyordum. Biran aklıma geldi: Annem şu halimi görse ne derdi acaba…

Husqvarna_TC125_motoetkinlik
Husqvarna TC125

Seans bitti motoru teslim ettim. Yeni motorlarımı Endurolar arasından FE 250 ve TE125 olarak belirleyip günün sonuna da sabah düşük ayarda kullandığım TC 250’yi seçtim. İçtiğim 5-6 litre sıvı ve soğuk havanın etkisiyle tuvalete uğramak artık şart olmuştu. Geri dönerken öyle bir yağmur başlamıştı ki oracıkta altıma bıraksam kimse anlamayacaktı. Şu kafeteryanın önünden geçerken refleks olarak camdan içeri bir baktım… millet yine içeride makara-kukara yapıyor. Kafeteryaya daldım şöyle bir kim var kim yok diye kalabalığı süzdüm… “Sinan! Sen ne zaman giyindin yahu?” “Ben daha fazla sürmiycem Ahmet abi, çok yoruldum, zaten baksana kimse sürmüyor”. Okaadaaar pistim ki sandalyenin üstüne birkaç peçete koyup oturdum. İşin aslı ben de bitmiştim ama mutluluktan farkında değildim o sandalyeye oturunca birdaha kalkamayacağımı anladım.

“Bağzı Şeyler Çok Güzel”
Husqvarna yetkililerine teşekkür edip son seçtiğim motosikletlerden kaydımı sildirdim. Yağmur, çamur, toprak, kum, mezarlar, ağaçlar, odunlar, dere yatağı, motokros pisti, rampalar derken acayip bir gün yaşadım. Sanırım toplamda 5-6 kez toprağı öptüm ki bunlardan ikisi Alman kalesinde apıçtan atılan gol gibi 3’lük ya da belki 5’lik sayılmalıydı… Ama ekipman tam olunca hiçbir sorun çıkmadı. Bir yol-pist sürücüsü olarak yıllarca enduro motorla toprakta gazlamayı nasıl olur da merak etmediğime şimdi hayret ediyorum. O kadar keyifli, zevkli, eğlenceli bir şey ki. Bu işten anlayan birisini bulup bir motora atlayın, tozun –toprağın, çamurun, dirftin, engelleri aşmanın, rampalarda uçmanın keyfine varın. Siz hele bir yola çıkın, motosiklet alma aşamasında araştırırsanız tabelalar zaten size Husqvarna’yı gösterecek…

Jump_to_lake
Parti dönüşü havada uçan Husqvarna ArGe mühendisi…

Buraları hızlı okuyalım lütfen
Nerde kalmıştık yahu… aslında çok bile uzadı değil mi. Parkurdan dönüşteki göl restoranını, Rus’larla dolu saunayı ve Hotel barındaki parti sonrasında soğuk göle atlamayla sona eren göl kenarındaki disko after partisini bilakis yazarım… tabi siz ister ve ben de hanımdan cesaret edebilirsem… :D

www.MotoEtkinlik.com adresinde yer alan yazıların telif hakları Motoetkinlik.Com’a ait olup kaynak gösterilmeden izinsiz kullanılmaları yasaktır!

2015 Husqvarna Modelleri Teknik Özellikler İçin Tıklayın!
Husqvarna_TC125
Husqvarna TC125

Test pilotu: Ahmet KöseoğluMotosiklet: Husqvarna TE125, Giysiler-kask: Troy Lee Designs Moto 212Bot: Gearne, Google: 100%Moto 212

About Ahmet Koseoglu

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

İstanbul escort Ataşehir escort Pendik escort Kartal escort Ümraniye escort Kadıköy escort Anadolu yakası escort Avrupa yakası escort Mecidiyeköy escort Fatih escort Fındıkzade escort Çapa escort Şirinevler escort Avcılar escort Beylikdüzü escort Halkalı escort Bahçeşehir escort Bakırköy escort Dubai escort porno izle sex hikayeleri seks hikayeleri seks izle paply.org ataşehir escort istanbul yabancı escort kadıköy escort kağıthane escort kamiloba escort

Sperrmüll wohnungsauflösung

casino siteleri