beylikdüzü escort

“Ona Buna Anlatma Derdini, Anlamaz. Seni Ben Anlarım…”

Yazdığım yazılar içinde bir ilk olarak paylaşıyorum bunu. İlk defa fotoğrafsız bir yazı. İlk defa sizi değil kendimi düşünerek yazdığım bir yazı. Yani kafa dağıtıp her şeyden biraz uzaklaşmak için yani kendim için yazdığım bir yazı. Açıkça bir öğretisi olmayan ilk yazı. Öylesine bir yazı işte…

Kısaca hatırlayalım ben kimim?
23 yaşında, 7 yıldır motosiklet üzerinde olan, gezmeyi görmeyi çok sevmeyip binmeyi ve apaçiliği seven, ona buna bok atmadan dürüstçe motosiklet kullanan (en önemlisi bence), sektörün içinde bulunmuş ama insanlardan tiksinmiş bu yüzden köşesine çekilip arada bir kafa dağıtmak için –motoetkinlik sağolsun- yazı yazan bir tip. Yeri geldiğinde öğrenci, yeri geldiğinde çalışan, yeri geldiğinde zibidi, yeri geldiğinde beyefendi, bazen serseri çoğu zaman saygılı ama bir o kadar da anasının gözü bir adam. Az bilip çok konuşmayan, öğrenmeye açık ve az konuşan, konuştuğundan daha iyi yazan, hırsını biraz kaybetmiş ama içindeki çocuğu yaşatan Ankaralı bir motorsuz motorcu. Diğer yazılarım için Tıklayın!

“İyi de banane?” diyorsan aslında biraz da seni anlatıyordum sevgili okur. Ayrılıkların ve ayrımların arttığı bu günlerde birbirimizden çok farklı olmadığımızı anlatıyorum aslında. Okul, iş, hayat tarafından yorulmuş bir dalgalanmada sürüklenip giden seni, beni, onu anlatıyorum. Biliyorum sen de rüzgarı seviyorsun (klişe), motosikletinin sesini, gidişini, sana hissettirdiklerini seviyorsun. Özlüyorsun belki benden daha çok, hiç sanmam geçtiğimiz hazirandan bu yana yolsuzum. Yolda kullanacağım bi motosikletim yok. Almama kararı almıştım bir süre önce ama yine dayanamadım tabiki…

“Ona buna anlatma derdini, anlamaz. Seni ben anlarım…”
Ne dersin okur, güzel bi Mt-09 iyi gitmez mi? Gazı açtığında şahlanan, kapadığında sırtına balyozla vuran, her an her yerinden ter akıtabilecek güzel bi Mt ha? Daha da önemlisi herkesin tehlike çığlıklarının arasında aslında seni hayata bağlayan, ironinin anasını ağlatan ve başka hiçbir şekilde yapamadığını yapan; ruhunu dizginleyen ve seni, daha doğrusu hayatı daha yaşanabilir kılan bi hurda yığını güzel olmaz mı? Ona buna anlatma derdini, anlamaz. Seni ben anlarım. Biz anlarız. Birbirimizi. Ondan buraya yazıyorum ya zaten. Sana anlatıyorum derdimi.

Ne tuhaf değil mi…
Öte yandan kaç yaşında olduğun, kaç yıldır motosiklet kullandığın, nasıl kullandığın ve neden kullandığın yalnızca seni ilgilendirir. Ve hiçbir şeyi de değiştirmez üstelik. Seni adam da yapmaz yerin dibine de sokmaz. Eğer gerçekten kendine inanıyorsan ve kendini biliyorsan kimsenin lafı seni ırgalamaz. Asıl ruhu hissediyorsan adamsın. Sana küfür edenlere küfür ederek adam olamazsın. Sana küfür edenleri anlayarak adam olursun. Onun kapasitesini anlayarak ve kabullenerek… Çünkü sen de ona küfür edersen ondan bir farkın kalmaz. Biraz zor bir durum aslında değil mi? Ama çok önemli. Türkiye’de hergün gerginiz, bir şeylere sinirliyiz ve durmadan birileriyle kavgalıyız. Kimseyle kavgalı olmasak kendimizle kavgalıyız. Ve işte asıl nokta; insan ne yaparsa kendi kendine yapar ve insanın en büyük düşmanı yine kendisidir. Ne tuhaf değil mi…

“Ona biner ve kendinize gidersiniz…”
Bu yazının motosikletle falan çok bi alakası yok aslında. Sadece size uzak bir motorcunun, bir apaçinin gizli defteri gibi düşünün. Motosiklet bizi biz yapan şey değildir; sadece özelliklerimizden, uzuvlarımızdan biridir. İyidir elbet, güzeldir ama bi amaç değildir hiçbir zaman hep bir araçtır. Sizi bazen mutluluğa bazen heyecana -çoğu zaman tehlikeye belki- ama aslında sizi gerçek size taşıyan bir araçtır. Ona biner ve kendinize gidersiniz. Henüz tanışmadıysanız da, gerçek kendinizle ona bindiğinizde tanışırsınız belki. İnsanların yaftalamasından uzak, küfürlerinden, bağırışlarından, insanlardan uzak, her duyguyu tam anlamıyla size yaşatan; sevgilinizden iyi, düşmanınızdan iyi, dostunuzdan iyi yaşatan hem de. Sizi yolda bıraktığında benzin döküp yakmak istersiniz, kendinizi tehlikeli bir duruma sokunca heyecandan ölmek istersiniz, gazı kökleyip her şeyi arkanızda bıraktığınızda da artık doymak istersiniz. Belki de istemezsiniz ve motosiklette hiçbir şey bulamazsınız. O da sizin acizliğiniz… her sorunun cevabını bilemem değil mi?

Fark ettiniz dimi biraz atarlıyım. İşte bu hep motorsuzluktan. Bi binsem, bi gazlasam, bi (heyecandan) ölsem, bi doysam hepsi geçecek. Pamuk gibi olacağım. Tüy kadar hafif… Bağıranlar, küfür edenler, terk edenler, unutanlar, unutulanlar, ihanet edenler, kaybettiklerim, geçmişim, geleceğim, sevdiğim, sevmediğim ne varsa hiçbir önemi kalmayacak. Motosiklete binince bir ölü kadar huzurlu olacağım. Tek başıma. Yapayalnız. Ve mutlu.

Yazı nerden geldi nereye gitti çok takip edemedim. Zaten diğerleri gibi bir yazı olmayacağı benim bu melankolik halimden belliydi. O yüzden Facebook’ta paylaştığım bir yazıyla veda ediyorum.

Kendinize iyi bakın. Ailenizin apaçisi…

Bir bakalım bugün neler öğrendik? Zamandan başka hiçbir şeyin kalıcı olmadığını mesela. Ya da bulunduğun anı, zamanı yaşamanın önemini mesela.

Nedir bu “anı yaşamak?” Kısaca geçmişte ya da gelecekte değil bulunduğun zamanda yaşamaktır. Geçmişte ya da gelecekte yaşamak mı? Evet. Çok kişi görürsünüz, birini kaybettiğinde bu melankoliden kurtulamaz ve geçmişte kaybettiği kişiyle yaşamaya başlar. Ya da benim son bi kaç aydır yaptığım gibi gelecekte yaşayanları görürsünüz. Geleceğin hayalinde yaşarlar ve elindekileri, etraflarını görmezler.
Peki, ne zararı var bu anı yaşa(ya)mamanın?

Öncelikle hiçbir şeyden mutlu olamazsınız. Elinizdekini göremezsiniz ki kıymetini bilesiniz. Geçmişe ya da geleceğe sıkışıp kalmak insanı yerinde saydırmaz. Çünkü “zaman” asla geri gelmez. Peki, yok mu bunun çözümü? Maalesef yok. Zaman asla geri gelmez.

İyi madem ne yapalım o zaman? Kendinizi bunaltmayın. Çünkü insanın en büyük düşmanı kendisidir. Varlık içinde yokluğu, yokluk içinde varlığı kendi kendine yaşatabilir insan. Geçmişten ya da gelecekten kurtulun. Geçmişi hatırlayın, geleceği planlayın. Ama şimdiki zamanda yaşayın. Evet, zaman akıp gidiyor ama hayatın da bi yere kaçtığı yok. Tek bir hayat var ve bunu nasıl yaşayacağınıza yalnızca ve yalnızca siz karar verirsiniz. Ve üzgünüm ama evet, elinizdeki “tek” şey kendi hayatınız. Başka hiçbir şeye sahip değilsiniz. O yüzden canınız nasıl istiyorsa öyle yaşayın kendinize ait tek hayatı. Birine, bir şeye, geleceğe, geçmişe ya da başka bir şeye göre değil kendinize göre yaşayın. Şu soruyu kendinize bol bol sorun: “Ne istiyorum lan ben?”. Not: Her seferinde cevabı bilemeyebilirsiniz ya da çoğu zaman cevabı bildiğinizi sanabilirsiniz, yılmayın; Hata yapmaktan korkmayın.

Yolun sonuna vardığınızda göreceksiniz; hiçbir yerden gelip hiçbir yere gittiğimizi. O zaman neden yaşıyoruz? Ya da şöyle soralım; elinizde size ait tek bir şişe dolusu su var ve başka hiçbir şişe ve su alamayacağınızı biliyorsunuz. Suyu yere döker miydiniz ya da bir başkasıyla paylaşır mıydınız? Şişeyi de mahvetmezsiniz sanırım, ha? Son yudumun merakıyla veya ilk yudumun özlemiyle yaşarsanız asla suyun tadını alamazsınız.

O zaman buraya kadar okuyan herkese, hepimize afiyet olsun.’’

Eren Apaçisi

En yeni motosiklet modelleri ve Son haberler için TIKLAYIN

Dikkat: www.MotoEtkinlik.com adresinde yayınlanan yazınların telif hakları MotoEtkinlik.com’a aittir! Bu yazınların izinsiz ve kaynak: www.motoetkinlik.com şeklinde belirtilmeden kullanılması yasaktır!
Yarış Dünyasından Son Haberler için Tıklayın!

About EREN APAÇİSİ

Gazi Üniversitesi İktisadi Ve İdari Bilimler Fakültesi Apaçisi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

İstanbul escort Ataşehir escort Pendik escort Kartal escort Ümraniye escort Kadıköy escort Anadolu yakası escort Avrupa yakası escort Mecidiyeköy escort Fatih escort Fındıkzade escort Çapa escort Şirinevler escort Avcılar escort Beylikdüzü escort Halkalı escort Bahçeşehir escort Bakırköy escort Dubai escort porno izle sex hikayeleri seks hikayeleri seks izle paply.org

Sperrmüll wohnungsauflösung