ilayda_yagmur_yilmaz
beylikdüzü escort

“GitME; Kurtar Kendini ve Sevdiklerini!”

Sene 1996.. Bingöl’den yeni tayini çıkmış babamın, Kahramanmaraş’a gelmişiz; Tekir ilçesine..

6 yaşına kadar geçen süreçte neredeyse hiç arkadaşım olmadı, asker abiler, annem, babam ve ablam dışında.. Sürekli bir operasyon bölgesine taşındık durduk.. Biz bi şehir merkezinde , güvenli bi lojmanda ikamet ederken , çatışmaya giden sadece babam değildi.. Evimizden 300-400 metre ilerideki dağlarda gerçekleşirdi çatışmalar.. Ev dediysem de içinde mutfak dolabı bile olmayan, annemin boş kolilerden dolaplar yapmaya çalıştığı 4 duvar , babam sağ salim aramıza dönünce yuva olmanın sıcaklığını hissettiğimiz bir sığınak işte.. Babam çatışmaya giderken hepimizi tek tek , koklayarak öper.. Bana döner “ben yokken evin erkeği sensin, sahip çık evdekilere” der, beni onure ederdi.. BTR’ ler karakoldan çıkmaya başladığı an , biz de ellerimizi açar dua etmeye başlardık.. Bir kaç saat içinde zifiri karanlıkta yıldız kayması gibi ışıklar görülmeye başlardı, sanki dibinde atılırdı o silahlar, camlar titrerdi.. İlk kurşun sesi duyulunca annem hemen “banyoya koşun, yere yatın” derdi ablama ve bana.. Yer etmiş hafızamda.. bir süre sonra bu refleks haline geldi.. ilk kurşun sesiyle hemen yere kapanır banyoya sürüklenirdik.. O kadar yakın mesafedeydik ki çünkü, teröristlerin karakolun üzerine aydınlatma tutup taradığı hatrı sayılır sayıda fazlaydı.. Anne iç güdüsü işte, ettiği duaların yanında bir de tedbirdi bizi camı çerçevesi olmayan banyoya kapatmak.. Silahlar susana kadar acıkma ya da susama şansın yoktu.. Çocuksun ama mızmızlanamıyorsun da illa istiyorum diye.. Çocuk kalbinle sadece 2 dua ediyorsun.. “Allah’ım n’olur babam ve asker abilerim sağ salim gelsin” ve “Allah’ım n’olur evimize mermi gelmesin”.. Velhasıl böyle bir ortamın içine doğduktan sonra , böyle bir ortamda geçen 6 seneden sonra Maraş, Tekir’deyiz.. Sanki kocaman bir metropole düşmüş gibiyim o karakoldan sonra.. insanlar var, sokakta oynayan başka çocuklar, bakkal var, hatta bakkalda oyuncak bile satılıyor.. büyük nimet benim için..

Tekir’de 3-5 ay geçmiş henüz, arkadaşlarım oluyor, sokakta oyun oynayabiliyorum.. Hatta mutlu olmam için annem ve babam bana bir köpek bile aldı, baya adapte olmuş gibiyim yeni yaşantıma..

Bir gün ablam ve babam evdeyken, annem beni aldı ve bakkala çıktık.. Bakkal seferlerini hiç kaçırmazdım, annem ya da babam, hangisi giderse yiyecek poşetimi alır takılırdım peşine.. Yine öyle bir gün.. Bakkala girdik, ben yiyecek poşetimi doldurdum aburcubur ne varsa sevdiğim, gözüme renkli gelen.. Annemin elini tutuyorum, diğer elimde de yiyecek poşetim, sevinçten sallaya sallaya dönüyoruz eve.. Akşam ezanına yakın Şirinler başlardı televizyonda bilir o dönemin çocukları, eve gideceğim ve aburcuburlarımı önüme koyup keyifle Şirin Baba ve Şirinler’in Gargamel’in tuzaklarından nasıl kurtulduklarını izleyeceğim hesapta. Bi anda bi gürültü duydum ve korkuyla elimdeki yiyecek poşetini fırlatıp annemin bacağına yapıştığımı hatırlıyorum.. Gözlerimi kapattım, ölüyorsam görmeyeyim diye herhalde.. Ağzımdan çıkan ilk cümle “Anne, burası da mı Özlüce oldu” olmuş..  Annem eğildi yanıma, onun sıcaklığını hissedince gözümü ufaktan açtım , yanımızdan geçenin ve o gürültüyü çıkaranın 3 tekerlekli , sepetli bir motosiklet olduğunu gördüm az ilerimizde.. Annem gözleri dolu, eliyle motosikleti gösterdi. “Hayır kızım, sadece motosiklet geçti yanımızdan, bak orada gidiyor, onun sesiydi, korkma..” dedi.. Ayaklandım, gözden kaybolana kadar o motosikleti seyrettim..

Hayatımda ilk defa bir motosiklet görmüştüm, şu an benim için mutluluğun, özgürlüğün sembolü olan.. yaşam tarzım, bir gün binemediğimde mutsuz olduğum o motosikletin o an hissettirdikleri.. Şimdi hangi egzozu taksam da daha iyi ses alsam diye düşünürken, o motosikletin pata pata pat sesi, bir anda üstüme yağan mermilerden başka bir şey ifade etmemişti..

ilayda_yagmur_yilmazSonra oradan Antalya’ya tayinimiz çıktı.. Ben yine normal, sağlıklı bi yaşama döndüğümü düşünüyorum.. E yani artık Antalya’dayım.. Lunapark bile var burada, oyun parkları var, kocaman oyuncakçılar var.. çeşit çeşit marketler var, hepsini geçtim bir sürüüüüüü çocuk var oyun oynayabileceğim.. Motosiklet sesi duyunca da korkmuyorum üstelik.. Öğrendim o sesin mermi sesi olmadığını.. Yine ilk aylarımız, bu arada 8 yaşındayım artık.. Annem ve babam, ablamı ve beni almış keyifli bir gün geçirmek için yat limanına indirmişler.. Bu arada şaka gelebilir ama gördüklerimize inanamıyoruz ablamla biz, bunlar gerçek mi? burası da Türkiye değil mi? diyoruz.. Hayran hayran sağa sola bakıyoruz.. Babam bi eliyle benim elimi bi eliyle ablamın elini tutmuş, ufak ufak yürüyoruz yat limanında.. Bir anda bir gürültü koptu.. Babamın elinden kurtulduğum gibi kendimi yere attım, doğduğumda öğretilen ama artık refleks haline dönen şekilde ellerimle başımı korudum ve “Yere yatııınnn” diye bağırdım tıpkı annemin bize evde yaptığı gibi.. Seslerin ardı arkası kesilmiyor, içli içli ağlamaya başladım, kafamı kaldırsam babama, ablama, anneme isabet etmiş midir acaba bu kurşunlar diye düşünüyorum.. O gürültüde babamın sesini duydum, bana sarılıyor, yerden kaldırmaya çalışıyor.. “İlaydaaa, kızıımmmm, İlaydaaaa, bişey yok..” nasıl kastıysam kendimi yerde, çekip kaldırıyor babam yerden, eliyle gökyüzünü gösteriyor.. bi anda afallıyorum, rengarenk her yer.. babam ve annem bi yandan kendi yaşlı gözleriyle benim gözyaşlarımı siliyor bi yandan bana su içiriyor bi yandan anlatıyorlar.. “Bak kızım bu havai fişek, bi şeyleri kutluyor insanlar, o yüzden atıyorlar bunları..” dedi babam.. “bomba değil yani, teröristler gelmedi mi?” diye soruyorum titreyen çenemle.. “Hayır kızım, artık bomba sesi, kurşun sesi yok, bitti onlar..” diyor babam sene 1998..

Yıl oldu 2016..
Babam aradı cumartesi günü , “Ayın 20’si ve 21’i kalabalık yerlere gitmeyeceksin demiyorum bak, evden çıkmayacaksın, kontrol edeceğim arayıp..” diyor.. “Tamam babacım” diyorum..

Şimdi İstanbul’dayım.. Ülkenin en büyük şehrinde.. Ülkenin Başkent’i Ankara’da da olsam aynı şeyi söyleyecekti babam.. Bursa’da da olsam.. Sanırım şimdi en güvenli yerimiz, ayrılırken şükrettiğimiz dağlar oldu..

Terör şehre indi, her köşe başında bir bomba patlayabilir artık.. Mayın tarlası gibi geçeceğimiz yolları seçiyoruz, şansımıza ne çıkarsa.. Eskiden operasyona çıkan babam ve asker abilerim için dua ederdim Allah’a.. Şimdi babamın söylediklerini, sevdiğim kim varsa arayıp tek tek iletiyorum.. “Gitme, oraya inme, ordan geçme, evde dur, lütfen dikkat et..” uyarmadan rahat etmiyor insanın içi.. Dua ediyorum her nefeste, annemin tedbir olarak bizi banyoya kitlemesi gibi.. Tedbir olarak bütün hatır kartlarımı kullanıyorum sevdiklerim üzerinde.. “gitme, bir şey olmasın sana” diyorum..

Bir sindirme, korkutma politikasıdır gidiyor.. Kendim ölmekten korkmuyorum, sevdiklerimi kaybetmekten korktuğum kadar..

Şunu bütün soysuzlar bilmelidir ki.. üzerine bomba bağlayıp patlatıyorsun ya şehrin göbeğinde, masum insanların, bebeklerin arasında.. Biz de sevdiklerimizi kaybetmemek, bişey olursa geride kalanlarımızı üzmemek için evlerimize kapanıyoruz ya, şimdi bütün sevdiklerimden tek tek rica ediyorum ya “evde kal..” diye.. Pazar günümü çok sevdiğim biriyle, motosiklet üzerinde İstanbul’umun güzelliklerini görerek geçirmek yerine evde geçireceğim ya.. Sen bütün bunlardan cesaret bulma.. Bu vatan uğruna bir gün gerektiğinde, gözünün içine bakmaya kıyamadığım 7 yaşındaki kardeşimi de alır yanıma ,tararım önüme gelen soysuzu.. Benim canım da feda bu vatan uğruna, hayatında kurşun sesi duymamış, ev içinde tartışma nedir bilmeden büyümüş kardeşimin de canı feda bu vatan uğruna..

Ülke olarak millet olarak böyle kötü günler geçirirken, iyiliğe daha çok inanmamız, birbirimize daha çok sarılmamız lazım.. “Bu ülkede yaşanmaz artık” fikrine alıştırılmaya, bu ülkeden vazgeçirilmeye çalışıyoruz.. Öğrencilik hayatım boyunca 2 defa Amerika’dan 1 defa İngiltere’den burs kazandım.. Doğal olarak sevindim, ailem sevindi.. En çok sevinen annemdi belki de.. “Git, kurtar kendini” dedi bana herkes.. Birinde kardeşim yeni doğmuştu ve dünyanın  hiç bir nimeti onun ilk emeklemesine şahit olmak, ilk agubugu demesini duymaktan daha değerli olmadığı için gitmedim.. Diğerlerinde ise haftalarca düşündüm.. Orada sunulan imkanlar, yaşam standartları, elimin altına verilecek hizmetler, okul bittikten sonra açılacak kapılar.. Hepsi bir yana da ben bu ülkeden 1 hafta ayrıldığımda burnumda tütüyor vatanım.. “git kurtar kendini” diyen herkese , hep aynı cevabı verdim.. “Ben gidersem, sen gidersen, o giderse.. bu ülkede kim kalacak, ülkeyi kim koruyacak/kurtaracak?”..

Ülkemizi ve birbirimizi sevmeye devam edelim lütfen, daha çok birlik olmamız gerekiyor bu günlerde.. Daha çok sarılmamız lazım vatanımıza ve birbirimize..

ilayda_yagmur_yilmaz_2Bu ülkeden vazgeçmek öyle kolay olmamalı..
Hepinizi seviyorum , iyi olmak mümkün değil ülkenin bu halinde, “iyiyim” demek “Patlamada ölenler arasında değilim” ile eş anlamlı bi hale gelmeye başlamışken.. Gerçekten iyi olabilmek çok mümkün değil belki de evet.. Ama her zamankinden daha çok ihtiyacımız var bugün birbirimize iyi niyetlerimizi sunmaya, birbirimize sarılmaya, elimizden gelen her ne varsa yapmaya.. Herşey yeterince kötüyken, sevdiklerimize sarılmaya.. ve daha çok sevmeye..
İlayda Yağmur Yılmaz / Bal Porsuğu

İlayda Yağmur Yılmaz’ın Diğer Yazıları İçin TIKLAYIN!
En Yeni Motosiklet Modelleri ve Son Haberler İçin TIKLAYIN

Sıfır Motosiklet Fiyatları İçin TIKLAYIN

Dikkat: www.MotoEtkinlik.com adresinde yayınlanan yazınların telif hakları MotoEtkinlik.com’a aittir! Bu yazınların izinsiz ve kaynak: www.motoetkinlik.com şeklinde belirtilmeden kullanılması yasaktır!

About Bal Porsuğu

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Dubai escort porno izle sex hikayeleri seks hikayeleri seks izle paply.org

Sperrmüll wohnungsauflösung