beylikdüzü escort

Genç Bir Adamın Motosiklet İle Türkiye’den Yunanistan’a Giden Yol Hikayesi…

Merhaba değerli motosiklet severler, size değişik bir geziden bahsedeceğim. Alışılagelmiş gezi rotalarına inat bu sefer istikamet yurt dışı.

Motorla yurt dışına çıkmak için neler gerekli öncelikle size bunlardan bahsedeyim:
1) Motorunuz için yeşil kart (sigorta şirketleri yapıyor)
2)Kendiniz için sehayat sağlık sigortası (sigorta şirketleri yapıyor)
3)Vize ( Ben vize danışmanlık şirketine başvurdum, düşük bir komisyon ile benden gerekli evrakları toplamamı istedi, diğer bütün işleri onlar halletti ve vizemi kolayca aldı)

Tüm evraklar tamam ise yola devam edelim 

İstanbul’dan Yunanistan, Selanik 600 km. Yollar gerçekten mükemmel. Türkiye kısmından bazı yol fotoğrafları aşağıda:

Kurban bayramını fırsat bilip tatili motosikletim ile ufak bir yurt dışı gezisi ile değerlendirmek benim gibi motorlu gezi meraklısı biri için tarif edilemez bir keyifti. İlk günler, saatler hava biraz kapalıydı. Ama moral bozmak yok. Nede olsa 2 aydır bu günün hayalini kuruyordum.

Hava soğuk olunca bol bol minik tuvalet molaları vermek zorunda kalabilirsiniz 

Hala Türkiye’deyim, mutluluktan havalara uçuyorum. Yaban ellerde tek başıma yol alırken de bu kadar mutlu görünebilecek miyim bakalım 

Yunanistan ile ilgili ilk tabela karşıma çıktığında nasılda heyecanlanıyorum. Hemen durup hatıra fotoğrafı alıyoruz…

Sınır kapısına 4-5 km kala upuzun bir kamyon kuyruğu başlıyor, neyse ki motorla kenarlarından sıvışıp gidiyorum =)

Ve işte sınıra geldik, 2 tane sınır kapısından geçeceğimi biliyorum. Birincisi Türk sınır kapısı, ikincisi Yunan sınır kapısı. Türk sınır kapısından geçerken pek bir evrak kontrolü olmuyor. Sadece pasaportuma çıkış tarihi ve mührü basılıyor ve çıkış harç pulu kontrol ediliyor. Eksik yok, tam gaz yunan sınır kapısı 

Hep aklımda uluslar arası ehliyeti problem ederler mi diye bir düşünce var. Çünkü kontrol etmezler diye almadım 
Veee Yunan sınırına geliyoruz. Çok mu şanslıyım? Adamlar uluslar arası ehliyet sormuyor. Sadece yeşil sigortaya üstünkörü bakıyorlar, pasaportla birkaç işlem yapıp salıveriyorlar…

Sınırdan geçince karşınıza çıkan ilk tabela yukarıdaki gibi. İstikamet Selanik…

Yunan otobanında beni en çok korkutacak şey, benzinlik bulamazsam ne olur sorusu oluyor. Zira Yaban ellerde benzinsiz kalmak isteyeceğim son şey olurdu.

Fakat benzin bulma konusunda endişelenmeye gerek yok. Çünkü otoban üzerinden benzinlik olmasa bile, en yakın kasabadaki benzinlikler tabelalar ile gösteriliyor.

Ve tamda bu sırada benzin almak için Kavala’ya giriyorum, benzin almışken şehirde bir iki tur atsam fena olmaz diyorum.




Şehir, küçük bir balıkçı kasabası gibi görünse de baya hareketli aslında, sahil boyunda güzel restaurantlar, kafeler var….

Kavaladan çıkıp Selanik istikametine devam etmeliyiz zira hava kararmadan varsam iyi olacak:

Yolda durup kendi kendime artistik pozlar vermeyi de ihmal etmiyorum. (küçükken izlediğim bir film vardı, bir çocuk… “evde tek başına” Hatırlayanlar vardır, onun otoban versiyonunu düşünün ve işte ben başrolde… “OTOBANDA TEK BAŞINA” :))

Kavaladan çıktıktan sonra hiç durmadan selaniğe varıyorum. Yollar şahane, hızımı kesen tek şey 70-80 km de bir otobanın ortasına konulmuş gişeler. 2013 itibari ile motorlardan 1.7 euro alıyorlar.

Selanik şehir merkezine varır varmaz, android cep telefonuma yüklediğim Sygic Gps programı imdadıma yetişiyor. Ve daha önceden reservasyon yaptırdığım Little Big House adlı hostele beni götürüyor. Kapının önüne kadar.


Motorumu otelin önündeki direğe kitleyip biraz dinleniyorum.

Motorumu çalmasınlar diye odundan bir elektrik direğine kilitledim. Zira hostelin bulunduğu yer pek tekin değil ve ben bir yabancıyım. Gerçi ilerleyen günlerde şehir bana o kadar sıcak geliyor ki, motorumu kilitleme ihtiyacı bile hissetmiyorum. Sabaha kadar tek başıma dolaştığım Selanik sokakları tamamen güvenli…


Yürüyerek ufaktan otelin etrafını keşfediyorum.


Her yer vespa dolu. İtalyaya yakın olduğu için sanırım. Eski eski vespalar ara sokaklarda ambiyansa da uyum sağlamış. Bolca foto çekiyorum 


Her köşe başında bir cafe, bar…


Kaldığım otelden 100 metre yukarı çıkıyorum. Ve kaleden mükemmel bir şehir manzarası geliyor. Selanik sandığımdan daha da büyük bir şehir.



Kalenin etrafındaki hediyelik eşya satıcılarından buz dolabı magneti almayı da unutmuyoruz…


Yoğun bir motosiklet kullanımı var. Kızlar, erkekler, yaşlılar gençler herkes motor tepesinde….

Günün her saatinde Frappe içebilirsiniz. Yunanlılar bayılıyor bu soğuk kahveye. Bu arada kahve sipariş ettiğiniz zaman kesinlikle yanında bir kurabiye ikram etmeden göndermezler. Süper bir adet….


Buralar biraz ara sokaklar… Şehir merkezi daha hareketli ve yeni yapılara sahip.


Merkeze doğru binalar biraz yükseliyor, ama sokaklar yine kalabalık değil, trafik yok. Hiç korna sesi duymadım. Çok ilginç değilmi 


Selaniğe gelmişken Atamızın evini ziyaret etmeden olmaz…


Evin içi bilgi panoları ile donatılmış.



Atamızın heykeli, o kadar gerçekçi duruyor ki, duygulanmamak elde değil…

Selanik’de denize ulaşan bu yollar bana aynı İzmir’i hatırlatıyor.


Bu kordon boyu İzmir’in kopyası adeta….


Farklı bir gün kaskımı elime alıyorum ve motoruma atlıyorum…

Selaniğin arnavut kaldırımlı dar sokaklarında hoplaya zıplaya dolaşıyorum girmedik delik bırakmıyorum >


Motosiklet kullanımı çok yaygın. Her kaldırımda onlarca motosiklet görebilirsiniz. Bende motorumu onların arasına bırakıp şehri yürüyerek geziyorum…

Sokaklar bomboş, trafik yok, insan kalabalığı yok… Nereye gitti bu kadar insan, bu evlerde yaşayan diğer insanlar nerede hiç anlamıyorum…

Gilera bayisine uğramadan olmaz tabi  Türkiyeden geldim diyerek hava atmam lazım kendilerine, nitekim öylede yapıyorum ama pek ilgilerini çekmiyor 

Acıktık tabi bişeyler atıştırsak fena olmaz, fiyat tablosu aşağıdaki gibi, gayet uygun…


Restourantın önüne park ediyoruz motorumuzu ve içeri giriyoruz…


Yasas diyen güzel garson hemen suyunu ikram ediyor…


5 tane menüyü önüme bırakınca biraz kafam karışıyor gerçi ama olsun. Ben zaten ne yiyeceğimi seçtim bile 


Ekmek alışkanlıkları pek yok, salatanın yanında ekmek istedim, garson malesef ekmek yok bizde dedi 


Diğer bir konu bu benzinlikler, adamlar evlerin altında benzinlik yapıyor. Çok tehlikeli geldi bana. Bizim ülkemizde böyle birşeye hayatta izin vermezler.


Gördüğüm değişik yapıları hemen de fotoğraflarım böyle 😛


Canı sıkılmasın diye cici runnerımı piaggio grubunun diğer motorlarının yanına park ediyorum. 34 ü görünce vespacı abla baya bir kitleniyor  (Hello From Istanbul)


Müzikli bir yunan gecesi yaşamadan olmaz tabi… Güzel bir balık mükemmel bir salata eşliğinde harika bir ziyafet çekmek lazım…

Yunanlılarda kahvaltı alışkanlığı pek yok. Otelimin 2 euroya sunduğu açık büfe kahvaltı büfesinden kendime güzel bir tabak hazırlıyorum 


Tereyağlı ballı ekmek, tereyağlı reçelli ekmek, tereyağlı nutellalı ekmek ve peynirli börek ve portakal suyu ve mısır gevreği 


Eeee herkes italyan aşığı olunca cicim japon böyle sokak arasına terkeliyor işte  (kıyamam ya, yanaklarını okşarım)


Binaların yan yüzleri üzerindeki bu devasal resimler baya ilgimi çekiyor. Ne kadar da emek harcamışlar…


Şehirin arka mahallelerinde böyle eski binalarda var…


Çok sıkıldım bir frappe içelim,, bitene kadar ne yapacağımıza kadar veririz


Çok güzel değilmi sizcede….


Sanırım yediğim en pahalı yemek buydu, kılıç balığı, ahtopot, karides, midye ve bilmediğim bir kaç süper lezzetli balık, süper bir salata, bira… 20 euroyu yine geçmemişti. Restaurantlardaki yemek ücretlerinin yüksek olmama sebebi, adamlar dükkan dekorasyonuna Türkiyedeki gibi tonla para harcamıyor, bence bu.


Tavernada geleneksel yunan müzikleri… (çok özleyeceğim kesin)


Selanikteki önemli meydanlardan biride, aristotales squere, bir çok kafe resotrant ve bar var etrafında…

Birçok kafe var demişken birine girip filtre kahve içmek lazım, frappeden gına gelmişti çünkü 


Her zamanki gibi kahvemin yanında hemen bir ikramda bulundular.

Bir başka gün kordon üzerinde bir restourant da yediğim akşam üstü yemeğim 

Selanikte fast food zinciri görmek imkansız. Herkes deniz ürünleri ile besleniyor. Bende kaldığım 5 gün boyunca sadece deniz ürünleri yedim. Çok da memnunum, hem leziz hem hesaplı….


Dönüş için hazırım artık sanırım. Aslında 2 gece selanikte kalıp 2 gece atinada kalmayı düşünüyordum. Fakat selaniğin bu kadar büyük olduğunu tahmin etmemiştim. Atinada görmem gereken çok da önemli bir yer yok diyerek kendimi kandırdım ve 500 km güneye gitmeye üşendim  Böylece selanikteki eşsiz deniz restourantlarının ve şehrin tadını çıkardım. Birazda otelde miskinlik yaptım 

Dönüş yolunda da yine kavalaya uğrayıp depoyu fullemeyi düşünüyorum.

Motor severlere, hani her gaza bastığınızda ilk günkü heyecanınız varmı diye sorarlar ya, ben bunu gerçekten yaşadım. Türkiye’den ayrılırken yola ilk çıktığım heyecen, Yunanistan’dan Türkiye’ye ilk yolca çıktığım da yine içimde… Çok şükür maceraperestim yahu…


Hava güneşli ve güneş arkamdan geliyor, rüzgarda arkamdan geliyor, yol da mis gibi. Off tadından yenmez şimdi  Eylence başlasın runner göster kendini 

Şu yolun güzelliğine bakar mısınız? Zaten 5 gündür deniz ürünleri ile beslenmekten buram buram sağlık kokuyorum çok ferahım. Yediğim salatalar ve aldığım c vitaminleri yüzünden gözüm kartal gibi olmuş zaten. 🙂

Tünellerdeki şu içimi ürperten serinliğe bitiyorum. Bunları araba sürücülerinin pek hissedebileceğini sanmıyorum.

Kavala, sen ne güzel görünüyorsun tepeden….

Şöyle uzun geniş kavisli virajlara bitiyorum…




Yol fotoğraflarında önümde pek araba görememeniz çok normal. Çünkü hepsini solladım =) Yunanistan otobanında hız sınırı 130km. Ve hız limitini aşan kimse de görmedim kendimden başka 🙂 Türkiye otobanında İstanbul-Ankara yoluna çıkarsanız en az 1 kere yanınızdan 200 ile geçen bir spor araba kesin görürsünüz. (gördüm de)


Uzun düzlüklerden sıkılınca tek başıma bulutlara bakıp anlam çıkarmaca oynuyorum biraz 

Evet, müzik dinliyorum ve çok mutluyum =) Çünkü yoldayım…



Ne bitmek bilmez düzlükmüş be bitsin diye 140 la gidiyorum bitmiyor 

Güneşi aldık arkamıza, gölge kovalamaca başlasın …



Türkiye 30 km tabelasını görünce heyecanlanıyorum biran. Hemen durup hatıra fotosu alıyorum….


Ve işte sınır kuyruğuna giriyorum….


Yunan sınırından geçince uzaktan Türk bayrağını gördüğüm an, tüylerim diken diken oluyor. Heyt be kırmızına kurban bekle geliyorummmm….


Hoşbulduk


Türk sınırından da kolayca geçiyorum ve vatanımdayım.

İşte bu kadar, 1300 km lik macerama ortak oldunuz, eee daha ne duruyorsunuz? Hadi hemen vize işlemlerini başlatın 

Google+ profilimden gezinin yolda geçen kısmı ile ilgili yüksek çözünürlüklü fotoğraflar için aşağıdaki linkte tıklayınız:
Fotoğraf

Yunanistan içinde çektiğim diğer tüm fotoğraflar içinde aşağıdaki resime tıklamanız yeterlidir…
Fotoğraf

Gezi ile ilgili facebook profilimde zaman zaman Vip fotoğraflar paylaşmıyor değilim, ayrıca aklınıza takılan her türlü soru için benimle iletişime geçmekten lütfen çekinmeyin…

Gökhan Günşen

 

About Gökhan Günşen

One comment

  1. Cok guzel bir gezi olmus. Darisi bizlere insallah

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

İstanbul escort Ataşehir escort Pendik escort Kartal escort Ümraniye escort Kadıköy escort Anadolu yakası escort Avrupa yakası escort Mecidiyeköy escort Fatih escort Fındıkzade escort Çapa escort Şirinevler escort Avcılar escort Beylikdüzü escort Halkalı escort Bahçeşehir escort Bakırköy escort Dubai escort porno izle sex hikayeleri seks hikayeleri seks izle paply.org

Sperrmüll wohnungsauflösung