Yamaha_r25_
beylikdüzü escort

Çalınan Yamaha YZF-R25’te Yeşeren Umutlar..

Sanırım mutluluktan kaskın içinde avazım çıktığı kadar bağırabilirim. Müge Anlı’nın programındaki kavuşma sahnelerinden kesitler canlanıyor aklımda. Galiba motorumu görünce hüngür hüngür ağlayarak üstüne atlayacağım ve “onu bir daha hiç yalnız bırakmayacağımı” söyleyeceğim. Neyden bahsettiğimi anlamayan yeni okurlar için Bölüm-1 Tıklayın, Bölüm-2. Tıklayın.

Bağcılardan Yenibosna’ya gitmem lazım, gitmemiz lazım. 150 cc lik Derbi ETX’ime son düzlükte birinciliği kovalayan bir jokey gibi davranıyorum, canını almadan ancak verebileceği gücün tamamını ondan isteyerek.  Adeta sevinçten gözüm kararmış, deli gibi kullanıyorum, Yamaha R25’li diğer arkadaşım yetişemiyor bile bana…

Kuzenimin tarif ettiği yere yaklaşıyoruz, bir kalabalık var en az 15 kişilik bir kalabalık. Kalabalığın kenara doğru açılmasını, aralarından Raceblue mavisini görmeyi düşlüyorum, ancak olmuyor. Kaskımı çıkartıyorum, kalabalıktan kuzenimi seçip hemen yanına doğru gidiyorum, ne olup bittiğini soruyorum. Özetle kuzenim ve tribün tayfasından arkadaşları, benim motorun zulalandığı yeri bulmuşlar ve içeride motoru da görmüşler. Motoru hırsızların elinden almaya çalışırken, şiddetli bir kavga çıkmış ve bizim çocuklar diğer çocukları dövmüşler. (Şiddete karşıyım ancak ellerinden öpesim de yok değil hani!!) Sonra olay yerinden geçerken kavgayı fark eden yunus polisleri de bizim çocukları dövmüş ve büyük bir hengame çıkmış. Bu esnada da bizimkiler polislere daha dertlerini anlatamadan hırsızlar motoru olduğu yerden itekleyerek kaçırmışlar. Kavganın üstünden 15 dk geçmiş, vur de vuralım öl de ölelim abi diyecek, 😉 hukukun bazen yetersiz kaldığı bu itlere soysuzlara hesap soracak! gencecik delikanlı çocukların bir tanesinin burnundan akan kan daha yeni durmuş..

Önce gencecik kardeşimin, iyi olup olmadığını kontrol edip, hastahaneye götürmek için defalarca ısrar ettim. Israrlarım, motoru geri alamamanın üzüntüsünün, duyduğu fiziksel acının üzüntüsünden fazla olduğunu belirtmesiyle, benim içimi kanatan bir hale büründü. Kalabalığa dönerek, tüm kardeşlerime hiçbirinin motordan değerli olmadığını kendilerini tehlikeye atmamalarını söyledim, hepsiyle helalleştim. Sonra, motoru itekleyerek kaçırmaları sebebiyle hemen tekrar aramaya başladık.

Ben kuzenimi artçı olarak alıyorum, artçısıyla birlikte benimle aramaya katılan R25’li dğer arkadaşım yola koyuluyoruz. Elimizde üç kesin bilgi mevcut:
1.’si motoru çalan kişinin Eyo Eyüp lakaplı torbacı olduğundan artık eminiz,
2.’si Bu adamın zulası Yenibosna Merkez Camii’nin altındaki park tarafında,
3.’sü artık motorun o çeverede olduğundan eminiz…

Yenibosna Merkez Camiinin üst tarafında bir kahvehanenin önünde duruyoruz, kuzenim bir arkadaşıyla konuşuyor. Ancak bizden uzakta durmamızı tembihliyor. Akılda acaba ne konuşuyorlar sorusu! Sonra kuzenim bana doğru yaklaşıyor usulce ileri doğru gitmemizi ve ne konuştuklarını anlatacağını söylüyor.

çalıntı_motor
Motosikleti ararken tam olarak bu kafadayız..

İlerliyoruz, 2 motoru da ana cadde üstünde uygun bir yere park ediyoruz. Motorun Camii’nin altındaki bir otopark’ta olduğunu, ancak kendimizin gitmemesi gerektiğini, aynı zamanda orasının uyuşturucu zulası olduğunu ve adamların “dolu” olduklarını öğreniyoruz. Dolu ne demekse? Dolu.. Ne ile dolu? Kötülükle mi dolu adilikle mi? Yoksa geleceğimizi duyunca altlarına mı doldurmuşlar… O değil de galiba biz doldurduk: Fena Tırsıyoruz.. Tırsmamak elde mi adamların bölgesinde ortalığı karıştırıyoruz. GTA gibi göreve giderken birilerini topluyoruz, bir yerlerden bilgi alıyoruz…

Yer Belli oldu
Motorun olduğu yeri de kesinleştirdik artık, şimdi kolları sıvama zamanı her an HULK’a dönüşebilirim!! 155’i arıyorum, motoru caminin aşağısına iteklenirken gördüğümü ancak müdahale etmediğimizi belirtiyorum. “Motorun olduğu yerin duyumunu aldık” desek gelmezlerdi herhalde! 2 ekip otosu geliyor, durumu hemen anlatıp, bir arkadaşı motorların başında bırakıp, ekip otolarına biniyoruz ve dalıyoruz sokaklara…

Bütün izbe yerlere bakıyoruz. Sonunda bize tarif edilen otoparkı buluyoruz, girişinde brandalı 3-5 motor, içeride yaşlı otoparkçı (alemci) iki amca, yeni, eski, hurda 40’a yakın araç. Brandaları tek tek kaldırıyoruz. Gözümüz gecenin karanlığında mavilik arıyor. Mavilik var!! Yamaha mavisi bu, branda kaldırılırken umutla bakıyorum. Ancak YZF R-125 bu, benim R25’im değil. Amcalar motorların, otoparka üye kişilere ait olduklarını belirtiyor, ben yine de şaseden sorgu yapılması ısrar ediyorum. Sorgular yapılıyor birşey çıkmıyor, sonra mavi jantlı bir motor gelip gelmediğini soruyorum. Amcalar kafalar hafif dumanlı birbirlerine bakıyorlar. İçime kurt düşüyor, dalıyorum hemen araçların arasına, otoparkçı ve polis memurları da benim arkamdan.. Otoparkçı amca yaklaşık 1 saat önce tarife uygun bir motor geldiğini söylüyor, arkamdan. Ben daha da hızlandırıyorum adımlarımı veee…

R25 bu; kesinlikle R25!
Gecenin karanlığında mavisinin ve grisinin rengini çok rahat seçebiliyordum. Hemen koşar adım motorun yanına gidiyorum. Motor plakasız!! (kuyruk iptal). Hemen polis memurlarıyla motoru incelemeye başlıyoruz. Motora dokunmuyorum, kimseyi de dokundurtmuyorum. (Böyle durumlarda motora kimsenin dokunmasına ve parmak izini bırakmasına müsaade etmeyin. Daha önceden parmak izi alınmış biri ise kayıtlardan çıkma ihtimali var.) Elime bir ağaç dalı alıp, sağını solunu inceliyorum. Kontağın altında kabloların elektrik bandıyla bantlı olduğunu fark ediyorum. Hemen R25’in şasesinin ön tarafında sağda bulunan etikete bakıyoruz, etiketin bir kısmı zedelenmiş gibi… Hemen sistemden kontrol yapılıyor, motorun üstünde çalıntı kaydı olmadığı ortaya çıkıyor. Üzülüyorum yıkılıyorum, umutlarım çöpe gidiyor. Ama aklımda şu sorular: Yepyeni bir motorun kontak kablolarında elektrik bandı neden olsun?? Motor neden 40 aracın arkasında arada bir yerde zulalanmış şekilde?? Şasenin yanındaki etiket neden biraz yapmacık geliyor bana?? Polislere hemen ısrar ediyorum, arka selenin açılması için! Çünkü R25’in orijinal şase numarası, arka selenin altında; şasenin kuyruk kısmına kazınmış bir şekilde!

Nası yaa?…
Polisler tüm ısrarlarıma rağmen, motorun çalıntı olmaması dahilinde arka seleyi patlatmanın mala zarar verme olarak geçeceğini, inceleme için ancak gündüz ekip gelebileceğini belirtiyorlar. Bu esnada pratik bir şekilde, hemen internetten 7/24 online çilingirleri arıyorum, ücreti neyse ben ödeyeceğim. Polisler bu teklifimi zorda olsa kabul ediyorlar. Tam telefonu elime alacağım ancak telefonum çalıyor, arayan motorların başında bıraktığımız arkadaşım. Reddediyorum, “Çabuk buraya gelin!!!” diye mesaj geliyor ve peşine tekrar telefonum çalıyor. Bu sefer cevaplıyorum ve arkadaşımın ürpermiş bir şekilde “Çabuk buraya gelin, yetişin!” demesi ile ürperiyorum. Hemen herşeyi bırakıp, ekiplerle birlikte motorları bıraktığımız yere gidiyoruz. Arkadaşım korkmuş ve endişeli, etrafta birileri ve plakasız bir beyaz Audi A3! Ne olsa şaşarsınız? İşte o bir sonraki yazımda.. 4. Bölüm İçin Tıklayın!

MotoEtkinlik.com olarak yüksek sigorta-kasko fiyatlarına savaş açtık. Kazalara karşı en uygun fiyata en güvenilir trafik-kasko-sağlık sigortası teklifleri için TIKLAYIN!  

En Yeni Motosiklet Modelleri İçin Tıklayın!

Dikkat: www.MotoEtkinlik.com adresinde yayınlanan yazınların telif hakları MotoEtkinlik.com’a aittir! Bu yazınların izinsiz ve kaynak: www.motoetkinlik.com şeklinde belirtilmeden kullanılması yasaktır!
Yarış Dünyasından Son Haberler için Tıklayın!

About Benhur Akgün

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Dubai escort porno izle sex hikayeleri seks hikayeleri seks izle paply.org

Sperrmüll wohnungsauflösung