caddeden_piste_giden_yol_oğuzhan_adanar_1
beylikdüzü escort

Caddeden Piste Giden Yol!

Yarışçı Olmaya Çalışmak 2: Caddeden Piste Giden Yol

Tüm şeffaflığıyla olumlu/olumsuz tüm yorumları kabullenerek sizlere bir nebze faydalı olabilmeye çalıştığım yazılarıma şu ünlü slogan ile devam ediyorum: “Cadde de olmaz Piste Gel”
Müthiş bir o kadar da zorlu ve maliyetli süreç barından kısa bir cümle…

2014 yılında Yamaha YZF-R125 ile ilk adımı attığımız bu yolculuğa bir bir değinelim. Yıllarca içimizde patlamalar ile büyüyen ilk adımı atmıştık. İşe başladığım ilk ay 10.250 TL’ye sıfır çıkarırken (MotoEtkinlik’de o dönem Ahmet ağabiden testlerini okuyorduk) aynı zamanda bayiye sıfır kasasına dokundurmayıp kendim açmıştım. Heves işte. Allah herkese bu duyguyu nasip etsin.

Tam 11 ay maaşımın tamamını oraya vermiştim. Deli cesareti gençlik ateşi. Ne bir teknik bilmek var ne de bir bilgi. Motosiklet sürüyor muyuz sürüyoruz. Hatalı virajlar, tek teker çalışmaları, boy boy fotoğraflar…
Ve bir gün sabah işe giderken kavşaktan önüme çıkan otobüs ile ilk darbeyi almıştım. Ekipmanlarım olmasa bu yazıyı yazamazdım diyebiliyorum. Duramadım ve yolu tamamıyla kapatan otobüse tam ortadan çarparken babamın bu kadar pahalı kask mı alınır dediği ve sonrasında iyi ki almışız sözünü duyabildiğim kaskın içinde çenemin adeta yamulduğu halen çok net hatırlıyorum.

Oldukça sert bir darbeyle vurdum. Otobüsün kaportasına kaskım yuva açmıştı. Ve çok şükür ki burnum bile kanamadan ekipmanlar sayesinde şans torbamızdan tecrübe torbamıza bir parça daha koyduk.
Tam da bu günlerde başlıyor artık küçük küçük pist sohbetlerimiz. Nasıl olur ne yapılır küçük fikirlerimiz var ama yaşımız o günlerde 20. Hani tam da hayata yeni atılma yaşları. Bütçelerin ilk adımları. Gel zaman git zaman askerlik borcumuz giriyor araya. 12 ay Bingöl’de bu şanlı görevi de icra ederken, arkadaşım Mehmet (sürekli bana destek olur, motivasyon verir) bana tulumlar, grenajlar, motosikletler bulup linkleri atıyor. Minik minik hazırlıklar sürüyor…

Askerliğimiz bittikten sonra Mehmet ile yeni bir sürece girip aynı zamanda www.MotoEtkinlik.com editörü abim Ahmet Köseoğlu ile yaptığımız görüşmeler ile R125’imizi bi otobüs bagajına koyup İzmir’den Erzurum’a sattık. ÖTV indirimlerine denk gelen dönemde bayiden R25 aldık. 12 ay da bunun borcunu yine maaşımızdan yüksek fedakârlık yaparak ödedik. Bu süreçlerde cebimize para girmedi diyebilirim; aldığımı direk verdim…

1. El Alamyorsan 2. Eli Var..
Pistte kaza görmüş fakat korumalarında problem olmayan bir tulum aldık, yırtıklarını yaptırdık. Yine kullanılmış botlar aldık, kaskımız eldivenimiz vardı. Yan sehpayı iptal edeceğimiz için padok sehpaları aldık. Ardından yine kullanılmış bir pist grenajı bulduk. Borç harç ilerlerken eksiklerimizi temin etmeye çalışıyorduk.

Motosikleti boyatacağız fakat cepte onu yaptıracak gücümüz kalmıyor bu dönemde. Hafta sonları, geceleri 2-3’lere kadar kaportacılığı öğreniyoruz. Zımpara, macun atıyoruz o hafta. Ertesi hafta da bizi boyacılık bekliyor. Onları bile kendimiz yaptık. Tabi iş biter mi. Soluğu bir abimizin atölyesinde alıyoruz. Yağ değişimi ile başlayıp herkesin elinde birer anahtar yarış grenajlarımızı takıyoruz.

Doublebouble ön camımızı taktık. Ayak basamaklıkları (Vites-Arka fren ayakları) yükseltecek aparat yaptırmıştık. Onları taktık. Fren kollarını katlanır spor manetler ile değiştirip, çelik fren hortumunu Çin alışverişinden temin ettik ve onlar da takıldı. Bir de koruma takozlarımı yuvalara yerleştirdik.

Teşekkürler Motolastik
Adım adım ilerliyorduk. MOTOLASTİK İLE GÖRÜŞÜP kendilerinden bilgi alıp Pirelli’nin aslında cadde lastiği olan fakat pistte de çok faydasını gördüğümüz Diablo Rosso II 110/70/17 – 140/70/17 lastikleri taktık. Sanayi yolunu tutup boğazdan salyangoz egzoz ara boru ile idare edebilecek kalitede bir egzoz taktık. Gündüz kendi işimizde çalışıp bu işleri hafta sonları ve geceleri yapıyorduk. Tatlı bir telaş, tatlı bir uykusuzluk evresinden sonra biraz görsellik oluşturup stickerlar/çıkartmalarla renklendirdik.

Hazır bu konu üzerindeyken daha sonra yaptıklarımızı da aktarmak istiyorum. İlerleyen zamanda iyi olmasında rağmen frenlerimiz bizi durduramıyordu. Onun için Sinter metal ön balatalar taktık, tabi kalite performanstan ziyade bütçemize göre bulabildiğimiz malzemeleri ediniyorduk.

Halen daha yapmamız gereken fakat bütçelerimizin el vermediği hususlarada değinmek istiyorum hazır çenem düşmüşken. Kısa gaz kolu, Power Commander, Quick Shifter, pist lastiği (biz cadde lastiği kullandığımız için) takmamız gerekti. Biz bunları ve birkaç modifikasyon işlemlerine kalkışamadık. Maddi gücü olan kardeşlerimiz bunları ihmal etmezse dolu dolu bir makinaya erişebilir. Bundan sonra yarış yakıtı, oktan artırıcı gibi etkenler tamamı ile size kalmış.

Buradan sonra soluğu Uşak pistinde alıyoruz.
O günlerde giriş ücreti olarak 50 TL verip piste girebiliyorduk. Çok da makul bir fiyattı. Çünkü oraya gidebilmek, motosikletlerimizi sarabilmek için bir araç kiralamak durumunda kalıyorduk. Onun üzerine 50TL çok da gözümüze görünmüyordu açıkçası. Uşak pistini bilenler bilir, ana padokların dışında bir padok alanı daha bulunuyor. Biz oraya yerleşiyoruz. Herhangi bir arızamız olduğunda alet edevat konusunda kesinlikle yardımcı oluyorlar, lastiklerimize hava basmak için vs. hususlarda tabiri caizse oradaki tamirhaneden yararlanmamıza izin verdiler.

İhtiyaçlarımız için WC-Duş imkanlarından faydalanabiliyoruz. Ücreti dahilinde meşrubatlar var, haliyle şehrin dışında kaldığı için yemeği dışardan söylemek zorunda kalıyoruz. Zaman zaman antrenmandan sonra piste bulunan GoKart’ları kiralayıp onlarla da vakit geçirebiliyoruz. Ama gel zaman git zaman biz pistin aynı imkanlarından faydalanırken pist ücretine %100 zam oldu. Durumu olanlara sıkıntı yok tabi fakat tüm kazancını bu işlere yatıran bizlerin bütçemize bir tık dokundu. Çünkü ucu ucuna, yeri geldiğinde borç ile çıktık bu yola.

Durumlar böyle oldu diye de vazgeçmedik tabi. İzmir pistinde antrenman yapmak istediğimizdeki rakamlara bakarsak Uşak devede tırnak misali kalıyor sözün açıkçası. Ama TMF yarış günlerinde pist adına hiçbir maddi talepte bulunmuyor. İsterseniz artık Uşak’ta neler oldu devam edelim. Bu noktayı da es geçmeyelim. Soluğu uşak pistinde aldık demiştik.

Diz değdirmek mi??
Acaba dizimiz yere değecek mi? Çünkü ne bir eğitim aldık ne de pist tecrübemiz var. Çok şükür bunu yanlışlarımızla olsa da başardık. O diz değme hevesimizi aldık, yeri geldi düştük. Yapılan yanlışları düzeltmek çok zor oldu. Halen bunun cezasını bile çekiyoruz. Amos Parrish’in bir sözünde söylediği gibi ‘’Alışkanlık anahtarı kaybolmuş bir kelepçedir.’’ Çünkü yanlış alışkanlığı doğruya çevirmek çok zor olduğu gibi her ne kadar dikkat edilse de beynimizin bir boşluğundan faydalanıp bir de bakmışsınız ki hala yanlış olan istemsizce devam edebiliyor.

Sıfırdan başlayacaklara tavsiyem imkanları müsaade ediyorsa bunun eğitimini alsınlar. Bu sürecimiz hobi olarak devam etti 2 yıl boyunca. Pandemi sürecinden, kendi işimizden fırsat buldukça Uşak’ta antrenmanlar yapabildik. Sonra Pist Şampiyonasına katılamaya karar verdik.

Bu süreci de ‘’TÜRKİYE’DE YARIŞÇI OLMAYA ÇALIŞMAK’’ başlıklı yazımda başımdan geçenleri yazmıştım. Merak edenler gözden geçirebilir: TIKLAYIN

Üzülerek söylemek istiyorum ki en önemlisi maddiyat ve aileden gelen destek. Aileden derken başta manevi olarak. Onlara bir eleştiri yapmak değil niyetim. Baba olunca anlarsın dediğinizi duyar gibiyim. Ama maalesef şu devirde gençlerimiz, akranlarımız kötü yola düşmeye meyilli. Ve beni çok da rahatsız eden bir durum. Motosikletin tehlikesi elbet var fakat biz bunu hafta sonu otobanda buluşalım demek yerine resmi ya da planlı programlı etkinlikler ile koruyucu ekipmanları ön planda tutarak uygulamaya çalışıyoruz. Tehlike maalesef ki hayatımızın her yerinde. Cebimizdeki telefonu şarja takarken elektrik çarpması, yolda yürürken kafamıza saksı düşmesinden tutun. Bir doğal afetten, kalp krizine kadar…

Önemli olan motosikleti kurallar çerçevesinde sosyalliğe taşıyabilmek. Bir kardeşimizin uyuşturucu etkenler ile gözümüzün önünde erimesi, cezaeviyle sonuçlanan hikayelerde yer alması, en çok da bizim bir yakınımıza zararının dokunması yerine kendini motosiklet üzerine oyalayıp efendiliği koruduğunu görmek hayata bir kişi daha kazandırmak demek. Bu tüm insanlık adına bir zaferdir. Zifiri karanlıkta olanlara umut ışığı olup büyümek hepimizin elinde. Ayrıca bunda sadece motosikleti baz almak da doğru değil. Asıl hedefimiz kardeş kazanmak olmalı. Eğer insan kendini oyalayacak bir şey bulamıyorsa, bir arayış içine giriyor ve bu arayışta bilindiği üzere kötü sonuçlar doğurabiliyor. Motosiklet insanda sağladığı rahatlama ve keyif tarafıyla bir çok kötü alışkanlığı önleyebilen bir makine. Ben ve arkadaşlarım da motosiklet sayesinde hem stres atıyoruz hem de anlatmakta olduğum hobi, antrenman, pist günü, yarış gibi etkinliklere katılarak sosyal anlamda doyurucu ve keyifli anılar biriktiriyoruz. Başta da söylediğim gibi bunun için kimseden de yardım almıyoruz. Kendi hedeflerimiz doğrultusunda kendimiz çalışıp ilerliyor en büyük sponsorumuz da kendimiz oluyoruz. Tüm gençlerin kendilerine bir hedefler koyup o hedef için bizim gibi varıyla yoğuyla çalışması dileklerimle…

Sıradaki yazımda görüşmek dileğiyle,
Oğuzhan Adanar.

About Oğuzhan Adanar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Dubai escort porno izle sex hikayeleri seks hikayeleri seks izle paply.org

Sperrmüll wohnungsauflösung