Bütçeden_Hisse_
beylikdüzü escort

BÜTÇEDEN HİSSE “Azmin Zaferi”

Merhabalar;
Ben Oğuzhan ADANAR
Sosyal medyadan bir takım aldığım sorular, arkadaşlarla yatığımız sohbetler sonucunda bu yazıyı yazmaya karar verdim.
Azimi kırılan, hevesi olup umutsuz olan kardeşlerimiz var. Bu hususta onlara bazı gerçekleri diğer yazılarımda yüzeysel geçtiğim fakat burada detayına inecek biçimde, mümkünse 13 yıl süren bir hikâye tadında benim edindiğim tecrübe kadarıyla sizlere aktaracağım.

Yıl 2008…
…O günlerde her şeyden habersizce 8.sınıf öğrencisi olarak bir cumartesi günü dershaneden çıkıp eve giderken ilçemizde yani Ödemiş’te o yıllarda bulunan motodrag pistinin yanından geçerken başlıyor ilk kıvılcım. Ertesi gün yarışa gidebilmek için eve gidinceye kadar tek düşüncem izin. Başarıyla iznimizi alıp yarışa gidiyorum. Artan egzoz seslerini duydukça koşa koşa pistte alıyorum soluğu. Anlamsızca her şeyden habersiz o günün tadını çıkarıyorum. O gün kanımıza ilk doz aşımızı almış oluyoruz. Zaman içinde her Racing motosiklete yarış motoru demek yerine artık R6, CBR, GSX-R gibi modelleri öğrenip o şekilde hitaplar gün yüzüne çıkıyor. Sosyal medyadan bu günlerdeki kadar faydalanamıyoruz. Bir nebze facebook üzerinden takip ediyorum. İnternet kafelere herkes oyun oynama yolunu tutarken ben motor bakmaya gidiyorum.

Yıllar yılları kovalıyor tabi. Arada bir böyle yarışları izlemeye gidiyorum. Bir motorum olsun hayali, bir süre sonra olmayacak umutsuzluğuyla. Yarışmak istiyoruz ama! İşte maalesef bir cümle de ‘’ama’’ sözcüğü geçtiği anda öncesinin bir önemi kalmıyor. Zaman içerisinde ufak ufak tanışıklıklar olmaya başladı. 2012 yılında Ödemiş’te ‘’1. Bahar Gezisi’’
olarak bir motosiklet gezisi düzenledim. Sponsorlar aradım. İster istemez kimse takmıyordu. Küçük bir çocuk gelip bir şeyler anlatıyor sonuçta. Sponsorluk dediğime bakmayın. Sadece afiş bastırabilmek için. Ama sonucunda güzel bir rota, güzel dostluklar oldu hepimiz adına. Tabi benim halen motorum yok. Ertesi Sene ‘’2.Bahar Gezisi’’. Gitgide kalabalık bir hal oluyor. Çevre illerden de katılımlar sağlıyorduk. Bir sene boş geçip, 2015 yılında da ‘’3.Bahar gezimizi’’ düzenledik. Fakat buna gerçekten hazırlanmıştık. Gecesinde kamp alanı kiraladık, mangallar yakıldı, eğlenceler… Ertesi sabah çadırlar toplandı, kahvaltılar… Ardından gezi rotası başladı. Kazasız belasız bitirdik hepsini.. TMF bir dönem kulüpler aracığı ile motosiklet eğitimleri veriyordu. Hafta sonları bir dönem Ödemiş Motorsporları Kulübü ve Ödemiş Emniyet Spor Kulübü’ne yardımda bulunuyorduk. Çocuklar motosiklet ile barışık. Koşa koşa geliyorlardı. Ne yazık ki bir süre sonra bu eğitimlerde olmaz oldu. Olmalı mı evet bence olmalı. Bir çok gence temelden destek olunuyordu. Trafikte kullanırken dahi yardımcı olabilecek şeyler anlatılıyordu. Şimdi derin bir nefes çekmek düşüyor. Üstüste birkaç yılı burada anlattık isterseniz sırayı bozmadan devam edelim

Yıl 2013…
…WSBK İstanbul’a geliyor. Kenan Sofuoğlu Türkiye’de yarışacak. İlk kez bir Türk’ü Dünya şampiyonasında izleme fırsatı buluyoruz. www.MotoEtkinlik.com editörü abim Ahmet Köseoğlu ile birkaç yıllık sosyal medyadan sohbetlerimiz

devam ediyor bu zamanlarda. Denk gelmemiş olmamamıza rağmen çok noktada önderlik etmiştir. Diyorum ‘’Ahmet abi ben bu yarışa gelmek istiyorum. Nedir? Nasıldır? Kamp alanı var mı?’’ derken İstanbulPark yolunu tutuyoruz. Ödemiş’ten İstanbul’a nakliye çeken bir abimiz ile kamyona atlayıp yola çıkıyoruz.

Ahmet abi sağ olsun o süreçte beni yanına alıp evinin kapılarını sonuna kadar açıyor. Gece 3 civarı İstanbul’a giriyoruz. Nerde olduğumu bile bilmediğim bir yerden arabasıyla beni alıp eve gelip direk uykuya dalıyoruz. Unutulmaz İstanbulPark anılarımızı defterimize ekliyoruz. Sabah basın odasına oturup 16:00’ya kadar orada bekliyor sonra padoklar açıldığında direk kaçıyordum. Birçok pilotu canlı görüp izleme fırsatı buluyor fotoğraflar çekiliyordum. Birkaçını anlatmadan edemeyeceğim. Pistte Marco Melandri’yi arıyorum elimde bir fotoğrafı, imza isteyeceğim. O anda karşıdan geldiğini görüp yanına sokulup, tabi İngilizce çat pat. İşaret ederek imza istiyorum. Alamıyorum. Neden? Kalem yok! O anı anlatamam size nasıl garip bir duygu. Koşa koşa basın odasından kalemi kaptığım gibi padok alanına gidiyorum. Bu sefer alıyorum imzayı. Üstüne üstlük bir cahillik edip Melandri ile fotoğraf çekilirken, ben bunu eşine çektirdim. Ve eşinin kim olduğunu falan konuyu Ahmet abiye bahsettiğim anda bir gülme gülerek ‘’ Ne yaptın oluum sen’’ dedikten sonra öğreniyorum.

Kenan Sofuoğlu ile ilk kez burada denk geliyorum. Haliyle ilk fotoğrafımız da burada oluyor. İlk imzalı
posterimiz de…

Yıl 2014…
…Uzunca bir süre bisiklet bindim. Üzerine bir şey koyarak bunu showa çevrildi. Motosiklet olmayınca enerjimizi orda atıyorduk. Bu sıra motocrossa merak salmıştım. Elimde avucumda hiçbir şey olmamasına rağmen bir firma ile sponsorluk görüşmesine geçtik. 1 ay süren bir sunum ve dosya hazırlamıştım gece gündüz. Dosya da tek kusur yoktu bütün her şey detaylarıyla açıklanıyordu. Günü geldiğinde gerçekten mükemmel bir sunum yapmıştım. Ve biz size döneriz noktasına geldik.

Döndüler;
Genel müdürü sunumu çok beğenmiş. Fakat maliyetlerden dolayı olamayacaklarını belirtip onlarla çalışmamı istediler. Başta tatmin edici gelmese de sonra mantıklı geldi. Ve birkaç ay sonra işe başladım. Daha sonra ilk maaşı bile almadan 2014 model sıfır Yamaha Yzf R125 almak nasip oldu. Tam 11 ay maaşımın tamamını borcuna yatırdım. İşe başladık fakat evden harçlık almaya devamdı. Uzunca bir süre tecrübelerim oldu. Gezdim tozdum. Kamplar, yolculuklar… Yaklaşık 3,5 yıl R125 ile hayat sürdük. Ve bu zaman içerisinde bir gün sabah işe giderken kavşaktan önüme çıkan otobüs ile ilk
darbeyi almıştım. Ekipmanlarım olmasa bu yazıyı yazamazdım diyebiliyorum. Duramadım ve yolu tamamıyla kapatan otobüse tam ortadan çarparken babamın bu kadar pahalı kask mı alınır dediği ve sonrasında iyi ki almışız sözünü duyabildiğim kaskın içinde çenemin adeta yamulduğu halen çok net hatırlıyorum. Oldukça sert bir darbeyle vurdum. Otobüsün kaportasına kaskım yuva açmıştı. Ve çok şükür ki burnum bile kanamadan ekipmanlar sayesinde kurtulduk. Bu kaza sonrasında piste dönüş yolumuz başladı. (Caddeden Piste Giden Yol adlı yazımızdan alıntıdır. Buradan sonra bu yazımızla çakışan noktaları görebilirsiniz.) Tıklayın…

Yıl 2019-2020-2021…
Piste girme düşüncülerimiz yoğunlaşmış durumda. Ekipmanlar bakıyoruz, motosikletler araştırıyoruz. Pistte kaza görmüş korumaları sağlam bir tulum bulduk. Kaçırmamamız lazımdı. Arkadaşımdan borç alıp onu almıştım. Sonra hem yırtıklarını yaptırdık, hem borcumuzu ödedik. Sonra aynı şekilde bir bot bulduk. Sahibi kargo ile göndermem gel elden teslim edeceğim diyor, daha önce alışveriş konusunda canı yanmış malum. Yalvar yakar telefonda ikna ettim ve sonunda kargo ile gönderdi. Evet evet bunu da borçla aldık. Sıra motosikletimizi değiştirmeye geliyordu. R125’i ilana koyduk. Birkaç gün içinde İzmir’den Samsun’a bir otobüs bagajını koyup uğurladık. Sabah 10 gibi motoru göndermiştik. ÖTV indirimin olduğu yıl. Bayilerde motosikletler tükeniyor. Denizli’de son bir R25 kalmış. Direk yola koyuluyoruz. Hayırlısı ile alıp geldik. R125’den sonra çok iyi gelmişti. İnceden gücü hissetmeye başlamıştık. Artık başlıyoruz. Yavaş yavaş yapbozun eksiklerini tamamlıyorduk. İkinci el grenaj alıp zımpara macun işlemlerinden sonra boyadık. Boyattık değil bu arada boyadık. Kendimizi kaportacılıkta bulduk bir anda. Eee cepten gelen bir şey olmayınca elden geliyor çok şükür. Gündüz çalış akşamları, hafta sonra 2-3’lere kadar bunla uğraş. Öyle tatlı telaşlı günler.

Koruma takozu, Çin’den fren manetleri, fren hortumları getirdik. Sanayiye zor bela dil döke döke basamak yükseltici aparatlar, salyangoz ara boru bir de ona ilave idare edebilecek kalite de egzozu birleştirerek yaptırdık. Maliyetleri minimuma indirerek ilerliyoruz ve zorundayız. Pist lastiklerine gücümüz yetmiyor. MotoLastik ile görüşüp bir cadde lastiği alıyoruz. Pirelli Diablo Rosso II 110/70/17 – 140/70/17 . Çok memnun kalmıştım. Biz bunu da taksite böldürüp aldık yine. Hem borç kapatıp hem borca giriyoruz sürekli. Ve maddiyattan dolayı bir dünya eksiğimiz vardı. Onları rafı kaldırdık.

Onca çilenin ardından motosikleti arkadaşlarımla beraber pist versiyonuna söke taka getirdik. Soluğu Uşak Pistinde aldık. Diz değirmek kavramını düşe kalka orda başardık. Üzerine bir şeyler koyduk. Fakat yanlış alışkanlıklarımız ilerlememize engel oldu, halen daha da oluyor. İmkanı olan gerekirse motosikletinde fedakarlık etsin eğitim alsın. Yanlış alışkanlıkları doğruya çevirmek gerçekten çok zor oluyor.

3 yıl boyunca işlerimizden ve Pandemi sürecinden fırsat buldukça Uşak Pistine gidip geldik. Kendi çapımızda antrenmanlarımız oldu. Arkadaşlarım pist şampiyonasına giriyordu. Onlardan Mehmet sürekli piste sende gel demekten yorulmuştu. Benim hem cesaretim yoktu, hem izinim. Tabi o zamanlar sevgiliydik. Hatunun içine sinmiyordu. Zaman içerisinde o da alışınca arkamda oldu hep. Bir jest yapıp bizde motorun önüne yazdık ismini. Ve bir gün Ahmet abi ile ansızın gerçekleşen bir telefon görüşmemiz de konu konuyu açtı. Bir anda pistten konuşmaya başladık. Sözleriyle ikna etti. Eksiğin yok kaybedeceğin bir şey de yok ne kaybederiz aksine tecrübe kazanırız derken beni bu yolda destekledi, halen daha olduğu gibi. Onun sayesinde bu yazılar ile sizlere seslenme fırsatı buluyorum. Şimdi Mehmet bana yıllardır ‘’Piste gel’’ derken usanmıştı ya hani Ahmet abi de ikna edince ‘’Vay be biz adama kaç yıldır piste gir diyoruz. Ahmet abi tek de ikna etti’’ demeye başladı. Bir süre buna gülüştük.

Bunca vefadan bunca cefadan sonra sefasını sürmek için ilerlemek istiyorduk. Maddiyatlardan gelen bir sıkıntı hep vardı. Normalde özel sektörde depo sorumlusu olarak çalışmaktayım. Sosyal medyada profili girince her şey çok mükemmel görünüyor haklısınız. Sanmayın yani her şey rayında ilerliyor, oraya güzel yanlarını aktarıyoruz bu işin. Hani reklam afişlerinde büyük büyük yazılan sloganlar vardır, bir de altta küçük küçük dikkat etmediğimiz yazılar. İşte o küçük yazılardan bahsedelim şimdi. Yeri geliyor iş yerinde bilgisayar da kafa patlatıyorum, yeri geliyor forklift de kullanıyorum, mal da sarıyorum, her gün elimden aktarmalarda en az 10 ton mal geçiyor. Bunun üzerine Sırf piste
gidebilmek adına küçük bütçeli bir adım atarak ek işe başladık. Akşamları işten çıktıktan ve hafta sonları ahşap tasarımlar (sehpa, sunum tabağı, ahşap tepsi, doğal abajur, lambader vs.) yapıyorum. Bu noktada elde ettiğimiz gelir ile de pist yolunu tutabiliyoruz. Bunları acındırmak ya da bu noktaları gün yüzüne çıkarmak için söylemiyorum. Gerçekleri konuşalım dedik en başta, bu işin de görünmeyen kısımlarında bunlar olabiliyor. Bende böyle bir başkasında daha farklı zorluklar hayatın her yerinde olduğu gibi. Elbette yorgunluk hat safhaya ulaşıyor bu tempoda. Ama pistte gidip kurulduktan sonra o egzoz sesleri, benzin kokuları, sehpalara alınan motorları görüp, kendine motorunuza şöyle bir dokunduğunuzda bunların hepsi toz olup uçuyor.

‘’Değdi mi? Evet Değdi!’’
Pistten gelince, ertesi gün pertiniz çıkmış halde mesaiye geldiğinizde kendi kendinize ‘’Şu yaptıklarımıza bak, delilik bu, akla mantığa sığar mı? ‘’ derken iç ses tekrar devreye giriyor! ‘’ Değdi, değdi…’’

Evet arkadaşlar, büyüklerim küçüklerim; Uzun lafın kısası 13 yıl sonra acaba’lar ile başladığımız hayali gerçekleştik. Azmin zaferine ulaştık. Şu an tam da olmak istediğim noktayım. Ne bir eksik ne bir fazla. Bundan sonrası için tecrübelerimizi güçlendirip daha hırslı bir şekilde devam etmek gerekiyor. Hayat buradan sonra bakalım bize neler
gösterecek?

Sizlerde asla hayaliniz peşini bırakmayın. Burada dünya devi bir şirket kurmuşçasına anlatmış olabilirim böyleyse size komik gelebilir. Hak da veriyorum. Nasıl yorumlandığı kişiden kişiye değişebilir. Hiç rahatsız edici bir noktada yok. Yorum serbest… Ama benimde zaferim bu oldu kendi çapımda.

O yaşlardan bugüne suya düşen hayallerimizde oldu elbette. Bir Ferrari, bir Lamborghini ya da sahil de bir villa hayali kurmayı bilebilirdim. Ben kendimi bilerek, etimi budumu hesap ederek hayal kurmak istedim. Çok şükür de gelmek istediğim noktaya gelebildim. Azmin zaferini tadabildim. Artık buradan sonrası için hak eden azmi gösterebilirsek daha güzel şeyler de görebiliriz, yerimizde de sayabiliriz…
Bunu hep beraber yeni yazılarımızda göreceğiz…
Okuduğunuz için teşekkürler, görüşmek dileğiyle…
Oğuzhan ADANAR

About Oğuzhan Adanar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Dubai escort porno izle sex hikayeleri seks hikayeleri seks izle paply.org

Sperrmüll wohnungsauflösung