Breaking News
Bir_Cinayet_hikayesi_motosiklet
beylikdüzü escort

Bir Cinayet Haberi

Olayda her şey ters gitseydi, bugün gazetede 3.sayfa kenarında belki gözünüze ilişmeyecek bir haberin ayrıntısı da bu olacaktı: Fakat bozguna uğradım…

Sayfamız yazarlarından Eren Apaçisi arkadaşın son yazısını okumuşsunuzdur: “Kim bu çocuklar. Yazıda motosiklet sürücüsü sınıflara ayrılmış. İşte o sınıflardan “Sinirli Motorcu”lar arasındayım ben de. Herhangi sürücünün bilerek ya da bilmeyerek benim hayatımı tehlikeye atmasına tahammülüm Y-O-K! Varsa böyle bir tanesi kesin durdururum, hesabını görürüm. Bu hesap kişiden kişiye değişiyor… Zaten durdurduğum kişi “ya, kusura bakma görmedim seni” diyorsa konu kısa sürüyor fakat hatasını kabul etmeden üsteliyorsa ben daha fazla hiddetleniyorum. Bu sinirli halimi fark ettikten sonra silah taşımayı bıraktım…

Trafikteki her araç hareketi benim için sosyal bir deneye döndü. Yapılan hata, verilen tepki, sonuç… Bu deney öyle sonuçlar çıkardı ki, araç cinsinden, şerit takibinden karakter tahlili yapar hale geldim. Karısıyla atışmış Citroen sürücüsü, bir şekilde kendini kanıtlmaya çalışan Honda Civic SI sürücüsü ya da patronuna atarlanmış Fiat Fiorinocu… Hepinizi döverim 🙂 (Kendim de çok ayrı bir deney malzemesiyim, kabul ediyorum… )

Fight Club filmini izlemeyeniniz yoktur. Ayrıntısı ile hatırlamasam da Tyler Durden karakteri kulüp üyelerine durduk yere kavga çıkarma görevi veriyordu. Kulüp üyeleri sokakta hiçbir sebep yokken herhangi birine değişik şekillerde sataşıyorlardı. Sataşılan kişilerin çoğu da belki sebep göremediğinden belki de deli zannettiği için kulüp üyelerinden uzaklaşmayı tercih ediyordu.

Dün bu deneyin benzerini ben de yaptım. Tabi kendimce haklı bir sebebim vardı. Olay şu şekilde gelişti: İstanbul Anadolu yakası sahil yolunda sakin sakin ilerlerken kırmızı ışık yandı ve durmak için yavaşlamaya başladım. Aramızda mesafe olmasına rağmen arkamdaki “Patronuna atarlanmış Fiat Fiorinocu” hızını kesmeyip çok yaklaştığında ani fren yapmayı tercih etti. Aynadan ilk göz temasını kurdum… O da bana bakıyordu. Evet evet, patronuna atarlanmış… Benden ilk notunu aldı. Yeşil ışıkla beraber ilerledik, çok değil yaklaşık 500 metre sonra orta şeritten sol şeride geçmek için sinyalimi verdim, aynayı kontrol ettim, uygun. Çıkmaya başladığımda gayet yeterli mesafe olmasına rağmen sinyalimi “bana yol verme, şeridine geçiyorsam mutlaka hızlan ve korna çal” şeklinde anlayan vatandaşım sağolsun kendinden beklenen hareketi göstererek harfi harfine bunları yaptı. Hızlıca tekrar sağ şeride geçtim. Sol şeritten geçerken göz göze geldik ve bu bende geri dönüşü çok zor olan reaksiyonu başlattı…

Yazının bundan sonraki kısmını okurken kendinizi şu moda sokun:  Sinirden görüş açım daraldı, sadece hedefe odaklandım. Ve benim hayatımı bilerek tehlikeye attı. Hesabını mutlaka soracağım… (Ha ben yaptım siz böyle birşeyi yapmayın, bu: yanlış olan; doğrusu BURADA)

Takip edildiğini anlasın diye korna çalarak ve ara-gaz vererek takip ediyorum. Tedbiri elden bırakmıyorum, birazdan trafik ışığı yanacak zaten. Evet, takip edildiğini anladı bu sefer makaslar yaparak araçların arasından kaçmaya çalışıyor. Tamam tamam sakinleş, çok rahat yakalayacaksın. Yanımda silah yok değil mi, evet. Hah iyi iyi. Ciğeri beş para etmez herif için gerek yok. Yanıma almadığım iyi olmuş. Bu aralar çok mantıklı davranıyorum hayatta. Durunca kaskı çıkarma, kafa atayım bari… Aa kırmızı yandı ilerde, hehe. 🙂 Hadi bakalım atarlı genç, pistlerde görelim seni. Aa, sağdaki yol ayrımından kaçıyor resmen. Nereye gittiğini biliyor mu acaba… Ya kendi mekanına çekiyorsa, sorun yok; mantıklı konuşma tribine girerim ya da kaçarım. Ama bence o bilmiyor şu an nereye gittiğini… aaa, salak çıkmaz sokağa girdi! 🙂

Yanında durduuum… 🙂

Bir kuru temizleme firmasının aracı. İçinden 30 yaşlarında zayıf bir arkadaş yavaşça çıktı. Motordan inmedim bile. Kurmaya çalıştığı ilk cümle beni bir anda bozguna uğrattı. Şöyle bir bozgun:

Yazının bundan sonrakini şu modda okuyun: Mevlana

Bakın kurduğu cümle demiyorum, kurmaya çalıştığı diyorum. O bir şeyler söylemeye başlarken aklımdan çok değişik şeyler geçti; Ben ne yapıyorum… niye korkutuyorum bu adamı… bak işte pişman olmuş… vs…

Söylemeye çalıştığını toplarlamam gerekirse; Ben kornayı küfür olsun diye çalmadım. Benim motorculara saygım var. Çok iyi fren yaptım bir şey olmasın diye. Yani bu adama “kardeşim, sinyal vermişim, şeridine gelmişim, niye önce yol vermemek için hızlanıp, sonra şeridi kaptırınca fren yapmayı düşünüyorsun, niye hayatımı tehlikeye atıyorsun” diyemezsin… Hem o anki korkusundan anlamaz hem de onun dünyası için önemli olan (cevabından da anlayacağınız gibi) korna çalmak! Korna çaldığına kızdığımı zannetmiş…

Konuşmaya başladığı zaman elini dostane bir şekilde sıktım. Tamam kardeşim, sorun yok. Ben hayatımı tehlikeye attığın için seninle konuşmak istedim. Bu yüzden takip ettim. Kusuruma bakma.

Oradan ayrılıp dönerken adamın konuşması aklıma geldikçe gülme tuttu beni. Dayanamadım. Halk arasındaki tabirle “g*tünü yiyim ayağı” yaptı. O anki ben bunu komik bulmuştum…

Tüm bu yaşananları bugün süzgeçten geçirirken çok farklı düşünüyorum; niye kendini ona ders vermek için tehlikeye atıyorsun, niye senin yolunu bekleyenleri üzmeye çalışıyorsun, neden altındaki emanet motosikleti tehlikeye atıyorsun, neden o adama zarar vermek istiyorsun, …

Normal bir zamanda bunların hepsini çok önemsememe rağmen eşik seviyesi çok aşağılarda olan göz dönmesi durumu devam ederse başıma bir gün iş alacağımı çok iyi biliyorum. Bu kendi kendime dizginlemeye çalıştığım yegane kusurum. Eskiden eşim motosiklette artçıyken de bunları yapıyordum. Şimdilerde eşim yanımdayken kendimi dizginleme konusunu hallettim fakat görüyorum ki yol kat etmem gerekiyor.

Düşündüm de, her gün çeşitli cinayet haberleri okuyoruz. Hepsinin değişik hikayeleri var. Eğer dün yaşadığım olayda her şey ters gitseydi, bugün gazetede 3.sayfa kenarında belki gözünüze ilişmeyecek haberin ayrıntısı da bu olacaktı.

Saka’nın Diğer Yazıları İçin TIKLAYIN

MotoEtkinlik.com’u Takip Etmek İçin TIKLAYIN

 

About Saka

Eski bahriyeli, cruiser sevdalısı, SuperEva Riders'ın çaylağı. 1983 Üsküdar doğumlu. Çocukluğu Türkiye'nin çeşitli şehirlerinde tayinci modunda geçmiştir. Büyüdüğünde makus kaderi peşini bırakmadı ve gemide o ülke senin o ülke benim dolaşmıştır. Gemiden indiğinde ise motosiklete bindi. Biniş o biniş...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.