beylikdüzü escort

Bahse Konu İki Teker İse Gerisi Teferruattır

YAZARIN NOTU DİKKAT: BU YAZI FELEĞİN ŞİDDETLİ SİLLELERİNDEN BAHSEDER. HAMİLELİK RİSKİ OLANLAR, KALP PİLİ TAŞIYANLAR, … Şaka şaka 🙂 Yok öyle bir şey. 

Vaktiniz varsa bu keyifli hikayeyi okumanızı,  şu an için vaktiniz yoksa sonra okumak için not almanızı tavsiye ederim.

motosiklet_che-001

Bahse Konu İki Tekerlek İse Gerisi Teferruattır
Aydınlanma 1
Motosiklet Beğenme-Seçme-Hikayesi

Herkesin motosiklete başlama hikayesi ayrı. Kimisi babadan görür, yavaş yavaş ondan öğrenir kimisi de bir anda içinde bulur kendini. Ben de “kendini bir anda içinde bulanlardan”ım. Sanki alnıma yazılmış gibi, kontrolüm dışında başladı her şey…

Gölcük’te çalıştığım gemiye her sabah İstanbul’dan trene binerek giderdim. Çok farklı bir kafa tren yolculuğu; inanılmaz sıkıcı da olabilir ya da bir anda kendinizi yanınızdakiyle hatta kompartımandaki herkesle ortak sohbet içerisinde de bulabilirsiniz.

Günlerden bir gün sıkıcı bir tren yolculuğunda gazetedeki Mondial motosikletlerin ilanını gördüm. Aylardan yine Mart-Nisan, firmalar çılgınlar gibi reklam yapıyor her yerde. Benim de gözüme Mondial’in 125’lik klasik modeli takıldı. “Her Yere Metro, Her Yerde Metro” mottosundan ziyade “Her Yere Retro, Her Yerde Retro” mottosunu benimsemişimdir. Ruhu olan eşyalar ilgimi ister istemez çekiyor. İlanda motosikletin özellikleri, kredi kartına taksit seçenekleri, vade farkları derken… “Ulan küçücük motorun üstünde pizzacı rolü oynayan Recep İvedik gibi kalacağım” diye düşünmeden edemedim. Sonra bir üst model, kesmedi, bir üst model, kesmedi… Neymiş bakayım bu firmanın en üst modeli?!  🙂

Sakin ol şampiyon, daha hiç üstüne çıkmadın motosikletin…
“Sonrasında gidip Mondial’in en yüksek CC’li modelini aldım…” diyeceğimi sanıyorsunuz ama hayır. “Her Ölümlü Sahibinden.com’da pazarlık sünnettir sözünü kullanacaktır”  🙂 Öyle de oldu. Mondial’ler ne hikmetse kesmedi.

Gemide uzun bir seyirdeyken Mustafa isminde dalgıç bir arkadaşımdan “alınabilecek motosiklet marka-modelleri” üzerine bir tavsiye dinlemiştim. Ve o isimleri hatırladığım kadarıyla google’a yazdım, google “bunu mu demek istiyorsunuz” dedi, ben de “hah, evet hacı, sağol” dedim. Düzelttiği motosiklet marka modelini ben de 2. el sitesine yazdım ve macera başladı. Yamaga Dragstar 1100’ler mi dersin, Kawasaki Drifter 800‘ler mi… Yok ya, Suzuki Intruder 1400 varken…

İlan bakarak tecrübe kazanıyoruz sanki! Bu ne hız?
Pazarlıklar, görüşmeler derken sadece şeklini beğenerek aldığım 2000 Yamaha Dragstar 650 Custom (Türkiye’de Sport model diye bilinir, bakmayın siz onlara, Custom orjinali :)) modeline sahip oldum. Sahip oldum derken, notere gidildi, para ödendi ama motosiklet halen eski sahibinin garajında duruyor, kullanmayı bilmiyorum ki 🙂 Gazetede , 2. el sitesinde ilanlara bakarken ne güzel “bu nasıl motor be”,  “bu düşük cc’ymiş”, “peeh buna mı bineceeem” diyordun, n’ooooooldu?!  Biraz telefon trafiği, sağ olsun dalgıç arkadaşların bir tanıdığı imdadıma yetişti, geldi Beşiktaş’a aldı motosikleti, Üsküdar’a eve götürdü. Ben de  “Kemal Sunal’dan kaçan Şener Şen gibi, ayaklarım sevinçten k.ıçıma vura vura” Üsküdar’a geçtim.

Bu arada kasktan hiç bahsedilmedi dikkat ettiyseniz… Bu hızda ilan eskiten biri için kaska ne hacet! Sağolsun motosikletin eski sahibi Tuncer abi bu halime hem kızıp hem de acıyıp neredeyse sıfır SHOEİ Multitec II kaskını güzel bir fiyata vermişti. Ben de kaskı motoru Beşiktaş’tan Üsküdar’a geçirecek arkadaşa verdim. Kask konusuna niye girdim, birazdan bahsedeceğim.

O kadar iyi bir motosiklet almıştım ki, bunu teyit etmek için motoru Üsküdar’a geçiren dalgıça : “Nasıl motor, beğendin mi?” dedim. Adam sakince “kask çok iyiymiş abi, vizördeki güneşliği çok işe yaradı” dedi. Ben de kısık bir sesle “evet” demek zorunda kaldım.

Bunca tecrübesizliğe, apaçiliğe, artizliğe, ……….  (noktaları yerlere dilediğinizi yazabilirsiniz)’e rağmen yıllar geçti. Kör topal öğrendik, bağırta bağırta sürüyoruz. Off, keyifler gıcır. Boğaz köprüsünden geçerken açıyorum kaskı, nefis hava. Köprü sonrası Zincirlikuyu’ya giderken sağda metrobüs içinde sardalya misali tepeleme insanlara bakıyorum. Bir süre metrobüs süratinde, ayakları uzatıp ilerlerken sonra tapa gaz devam ediyorum… Of!  Tabi “650 cc kesmiyor, bundan sonraki motosikletim en az 1100 almalı valla” triplerinden de eksik kalmıyoruz…

“Hesaba katılmayan bir şey var, felek son sözü söylemedi!”

Şimdiiii buraya kadar yazdığım şeyler giriş kısmıydı, gelelim can alıcı hikayeye.
“Bunu satıp 1100 cc’ye mi terfi etsek” diye düşünürken ekonomik dar boğaz ve çeşitli kemer sıkma politikaları gereği cânım motosikletimi (canım değil, caaanım… anladın sen onu!) satmak zorunda kaldım. O sıra  ile ilgili hissiyatımla kıyasladığımda “Goethe –  Genç Werther’in Acıları” halt etmiş! En büyük acıyı da metrobüse binerken yaşıyorum. Metrobüsle köprüden geçerken yandan geçen motosikletler, hele hele köprüden sonra Zincirlikuyu yokuşunu metrobüsle, senin sırtında iki kişi varken yanından egzostunu bağırta bağırta geçen motorlar… Hey gidi hey… Hain felek!

“Baya bir zaman böyle geçti, alevli olmasa da kor halinde içten içe yaktı beni.”

Motosikleti sattıktan belki 6 belki 10 ay sonra Garaj’da (“Garaj ne la” demeyin, bizim UniMoto mekanı işte) yine sabaha kadar güzel muhabbetlerden biri çevrildi. Fakat Maslak’tan Maltepe’ye eve nasıl döneceğimi bilemedim. Sonra “Garaj’daki İsa kılıklı adam”la arabaya atladık, kargaların kahvaltı saatinde evinin önündeki Scooter’ın önünde durduk. “Al, takıl” dedi. Sanırım anahtarı havada kaptım. 🙂 Köprüye doğru gazladım 🙂 Yolları bilmediğim için sahilden gittim; sabah sabah trafik vardı 🙂 🙂 onyüzmilyon tl’lik araçlar kuyruktaydı 🙂 Scooterla hepsini solladım (ahahahah) :))) Bir şekilde köprüye attım kendimi :)))))))))) Evet, kahkahalar atarak, yüreğim göğüs kafesinin içinde hop-hop ederek, ağzım kulaklarımda köprüye doğru tın-tın gidiyordum. :))) Şuan bunları anlatırken bile ne kadar mutluyum “ANLAYAMAZSINIZ” :)))))))))))))))))))))))))))))))))))))) 

Köprüye çıktığımda güneş doğuyordu, bulutsuz bir gökyüzüne. Fazla hızlı gidemiyordu motor, sesi de yoktu… ama PEEH! Oğlum çok heyecanlıyım! Şu manzaraya bak, şu keyfe bak!

O anki heyecanımı ve mutluluğumu anlatmam için herhalde bir yayın evi daha kitap yemem lazım.

Ama o an anladım ki, 1100 CC ‘ymiş, Vines&Hines egzostmuş, parlak krommuş… geçeceksin aga. Bahse konu iki tekerse gerisi teferruattır.

Bindiğim Scooter trende ilanlarına baktığım, ilk gaz kestiğim ama 10 dakika sonra “peeeeh” dediğim Mondial’in 125’lik klasik modeliydi.

Felek   ü ç  n o k t a…


Aydınlanma 1 Görevi Başarı İle Tamamlandı!

Buna benzer bir hikaye daha sonra tekrar yaşandı. Bu sefer tabi ki o feleğin tokadını yiyen ben değildim. E, bir zahmet biraz aydınlandık haliyle. Aydınlanma 2 İçin Tıklayın

“SAKA”
www.MotoEtkinlik.com

About Saka

Eski bahriyeli, cruiser sevdalısı, SuperEva Riders'ın çaylağı.1983 Üsküdar doğumlu. Çocukluğu Türkiye'nin çeşitli şehirlerinde tayinci modunda geçmiştir. Büyüdüğünde makus kaderi peşini bırakmadı ve gemide o ülke senin o ülke benim dolaşmıştır.Gemiden indiğinde ise motosiklete bindi. Biniş o biniş...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

İstanbul escort Ataşehir escort Pendik escort Kartal escort Ümraniye escort Kadıköy escort Anadolu yakası escort Avrupa yakası escort Mecidiyeköy escort Fatih escort Fındıkzade escort Çapa escort Şirinevler escort Avcılar escort Beylikdüzü escort Halkalı escort Bahçeşehir escort Bakırköy escort Dubai escort porno izle sex hikayeleri seks hikayeleri seks izle paply.org

Sperrmüll wohnungsauflösung